Yılmaz’ means ‘dauntless’. ‘Argüden’ means ‘honorable’, ‘guide for integrity’ and is pronounced as ‘argue then’, as in the phrase “if you don’t agree, argue then.”
  • Beni Takip Edin
  • Follow Me
Stratejist, Yönetim Kurullarının Doktoru Strategist, Governance Guru

Dr. Yılmaz Argüden’den
BM’de İyi Yönetişim Çağrısı

“Güven, iyi yönetişimin özü ve sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Daha iyi ve sürdürülebilir bir gelecek için tüm kurumlar, iyi yönetişim ve işbirlikleri geliştirme konusunda sorumluluk üstlenmelidir.”

Geleceğin 100 Küresel Lideri
Arasında

Dr. Argüden, uluslararası iş ve siyaset dünyasının başvuru noktası haline gelen Dünya Ekonomik Forumu tarafından ‘Geleceğin 100 Küresel Lideri’ arasında seçilmiştir. Aynı zamanda bu organizasyon bünyesinde yer alan “Dijital Eşitsizliği Önleme” ve “Profesyonel Hizmetler Sektörü” çalışma gruplarında dünyanın önde gelen şirketlerinin CEO’larıyla beraber görev almıştır.

Geleceğin Liderleri

Cansen Başaran, Meltem Kurtsan, Yılmaz Argüden, Mehmet Öz…

Bu isimler Geleceğin Küresel Liderleri. Onları biz seçmedik. Başka ‘liderler’ tarafından aday gösterildiler, yüzlerce kişiyi elediler ve bu yıl seçildiler ve Dünya Ekonomi Forumu ( DEF ) toplantılarına katıldılar.

İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen DEF politika, sanat, ekonomi ve sivil toplum örgütleri alanında dünyanın en önemli liderlerini ağırladı. 1993′ten beri yalnızca bugünün değil, geleceğin liderlerini de çatısı altında topluyor. Geleceğin Küresel Liderleri (Global Leaders for Tomorrow-GLT) programı çerçevesinde her yıl ekonomi, politika, sanat ve sivil toplumu temsilen 100 genç seçiliyor.

Seçilmek için yaş sınırı 40. Kişinin yaptığı iş ve sosyal yaşamıyla, hem çalıştığı kurum ve sektöre hem de ülkesine faydalı olması gerekiyor. Bu kişiyi tanıyan ve DEF’le ilişkisi olan birisi aday gösteriyor ( birden çok aday gösterilebilir ). DEF komitesi toplanıyor, önce aday gösteren kişilerle uzun bir görüşme yapıyor. Bu görüşmeler ışığında yüzlerce kişi değerlendiriliyor ve seçim yapılıyor.

Dünyanın hemen her yerinden, kadın-erkek oranı ülke ve meslek farklılıkları gözetilerek yüz kişi seçiliyor . Bu kişiler DEF’in davetlisi oluyor. Bir kez seçilen iki yıl üst üste toplantılara katılabiliyor. Aktif çalışanlarda süre beş yıla çıkıyor.

Bugüne kadar GLT olan Türkler arasında Boyner Holding Başkanı Cem Boyner, Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar, Kurtsan İlaçları Başkanı Meltem Kurtsan, PricewaterhouseCoopers ( PwC ) Türkiye Başkanı Cansen Başaran Symes, ARGE Danışmanlık Kurucu Ortağı Dr. Yılmaz Argüden, New York Columbia-Presbyterian Yapay Kalp ve Kalp Nakli Merkezi Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öz yer alıyor. GLT’ler geçtiğimiz yıla kadar yalnızca toplantıları izlemiştir. 1999′da çalışma grupları oluşturulmuş. Grupların çevre, sağlık, teknoloji, ekonomi alanında yürüttüğü önemli projeler var.

GLT programına iki yıldır katılan Meltem Kutsan, çalışma gruplarının hayata geçirdiği önemli projelerden birinin çevreyle ilgili olduğunu söylüyor. Çevre grubunun yaptırdığı bir araştırma yakında dünyaya duyurulacak. Kurtsan, Türkiye’nin oldukça alt sıralarda olduğunu belirtiyor. Sağlık grubu ise şirketlerin sağlık konusundaki çalışmalarını büyüteç altına almış. Amaç, ticari kaygı taşımadan bu tür çalışmalar yapan şirketlerin sayısını artırmak.

GLT programına bu yıl ilk kez seçilen Cansen Başaran Symes önce 155 bin çalışanı olan PwC içinden aday gösterilmiş. Davos’da 2050 yılında Avrupa’nın nasıl olması gerektiği üzerine fikir üreten ‘Uyan Avrupa’ adlı çalışma grubuna katılmış. Bu grup Avrupa ülkelerinin analizini yapıyor, ülkeler arasındaki benzerlikleri, uçurunmları araştırıyor. Başaran, GLT programının çok önemli olduğunu, bu yıl Davos’a katılan pekçok kişinin daha önce bu programa seçilen kişiler olduğunu söylüyor. Bunlar arasında en ünlü isim ise İngitere Başkanı Tony Blair.

Dr. Yılmaz Argüden, dört yıldır Davos’a geliyor. GLT programına ilk kez geçen yıl seçilmiş. Eğitimle ilgili çalışma grubunda yer alıyor. Grubun hedefi, dünyadaki eğitim sistemlerinin gelişimlerini ölçebilmek, eğitim sistemleri arasında kıyaslama yapabilmek ve eğitimde teknolojinin kullanılması.

İstanbul Toplantıları

Geleceğin Küresel Liderleri, Davos’da yapılan toplantılar sonrasında da çeşitli ülkelerde biraraya geliyorlar. Meltem Kurtsan geçen yıl Cenevre’de toplanıldığı, bu yılki adresin Paris olduğunu söylüyor. Kurtsan, 2001 yazında toplantının büyük ihtimalle İstanbul’da yapılacağını belirtiyor.

Cansen Başaran, ‘Uyan Avrupa’ adlı çalışma grubunu bu yıl İstanbul’da toplamak için tüm çalışmaları yapmış. Grup, Nisan başında İstanbul’da biraraya gelecek. Yılmaz Argüden’de benzer bir çalışma yapmış. Eğitim grubunda yer alan Argüden, ekibi bu yıl İstanbul’da bir kez daha bir araya getirecek.

Hürriyet İK, 13 Şubat 2000

“Düşünce hayatımızın
‘atom karıncası’.”
Gila Benmayor

“Gerçek bir üretkenlik
mucizesiniz.”
Georg Kell

UN Global Compact
Ulusal Ağlar Dünya Başkanı

Geçtiğimiz yıl kurulan UNGC Ulusal Ağlar Dünya Danışma Kurulu, Dr. Argüden’i Başkan seçti.  110 ülkenin Ulusal Yerel Ağını temsil eden Kurulun Başkanı olarak Dr. Argüden, UN Global Compact Yönetim Kurulu’nda da görev yapacak. 

10,000’i aşkın imzacısıyla dünyanın en yaygın sürdürülebilirlik platformu olan UN Global Compact ‘sürdürülebilir ve kapsamlı küresel ekonomi’ vizyonuyla çalışıyor.

UN Global Compact Yönetim Kurulu Başkanlığını BM Genel Sekreteri  Ban Ki-moon yapıyor ve Yönetim Kurulunda Unilever, BASF, Citibank, Petrobas, Sabancı Holding, Sinopec, Dünya Ekonomik Forumu, ICC, Transparency International, UNI Global Union gibi kurumların başkanları da yer alıyor. Böylelikle, Birleşmiş Milletlerin bu önemli inisiyatifinin Yönetim Kurulunda iki Türk görev alıyor: Güler Sabancı ve Dr. Yılmaz Argüden.

Dr. Yılmaz Argüden Global Compact’i imzalayan ilk Türk şirketi ARGE Danışmanlık’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve UN Global Compact Türkiye Başkanı olarak geliştirdiği Sektörel Yayılım Stratejisi ve Paydaşları Kaldıraçlama Yaklaşımıyla diğer Ulusal Ağlara sunduğu en iyi uygulama örnekleriyle tanınıyor.

UN Global Compact Ofisine rehberlik etmek ve yerel ağlar arasındaki ilişkileri artırmak üzere kurulan Ulusal Ağlar Danışma Kurulu’nda Global Compact Türkiye Başkanı       Dr. Yılmaz Argüden, Azerbaycan, Belarus, Bosna Hersek, Bulgaristan, Ermenistan, Makedonya, Polonya, Rusya, Sırbistan, Ukrayna ve Türkiye Ulusal Ağlarından oluşan Doğu Avrupa Ülkelerini temsilen görev yapıyor. Dr. Argüden, dünyanın diğer bölgelerini temsil eden üyeler tarafından Yerel Ağlar Danışma Kurulu Başkanı seçildi.

UN Global Compact (Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi), sürekli rekabet içindeki iş dünyasında ortak bir kalkınma kültürü oluşturmak üzere evrensel ilkeler öneren yenilikçi bir kurumsal sorumluluk yaklaşımıdır. Vizyonu, “sürdürülebilir ve kapsamlı küresel ekonomi” olan Sözleşme’ye taraf olmak tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır.

Bu kapsamda, insan hakları, çalışma koşulları, çevre koruma ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında 10 temel prensip belirlenmiştir.

Bugün, dünyanın en kapsamlı gönüllü platformunu oluşturan binlerce şirket, sendika ve sivil toplum örgütü,  bu evrensel ilkeleri; iş stratejilerinin, operasyonlarının ve kültürlerinin bir parçası haline getireceklerini ilan ederek UN Global Compact’e katılmaktadır.

Türkiye’den 250’yi aşkın kurum sözleşmeyi imzalamıştır.  UN Global Compact, Türkiye’de de kurumsal sürdürülebilirlik kavram ve fikrinin yayılması ve kalkınma hedefine yönelik olarak iş dünyasıyla işbirliği yapılması açısından önemli katkılar sağlamıştır.

UN Global Compact Türkiye Ağı geliştirdiği yenilikçi Sektörel Yayılım Stratejisi ve Paydaşları Kaldıraçlama Yaklaşımı ile dünyadaki diğer ulusal ağlara örnek gösterilmektedir.

UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu’nda Akkök, Anadolu Efes, ARGE Danışmanlık, Bilim İlaç, Borusan Holding, Coca Cola İçecek, Doğuş Otomotiv, Borsa Istanbul, Koç Holding, Sabancı Holding, TİSK, TSKB, TÜSİAD, Yüksel Holding, ZED Tanıtım ve Zorlu Holding’in temsilcileri yer almaktadır.

14 Şubat 2014

“Düşünce hayatımızın
‘atom karıncası’.”
Gila Benmayor

“Gerçek bir üretkenlik
mucizesiniz.”
Georg Kell

IFC Kurumsal Yönetişim
Danışma Kurulu’nda

Dr. Yılmaz Argüden OECD ve Dünya Bankası tarafından kurulan Küresel Kurumsal Yönetişim Forumu Danışma Kurulu’na seçildi.

ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Danışma Kurulu üyesi Dr. Argüden “Türklerin uzman oldukları konularda küresel çalışmalara katkıda bulunması Türkiye’nin marka değerine katkı sağlar. Yönetişim kalitesini artırmak, yaşam kalitesini artırmanın en etkili aracıdır.” dedi.

İstanbul – Dünyada kurumsal yönetişim kültürünün gelişmesi için çalışmalar yapmak üzere 2001 yılında OECD ve Dünya Bankası tarafından kurulan Küresel Kurumsal Yönetişim Forumu Kanada, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, Lüksemburg ve Norveç kalkınma ajanslarınca da destekleniyor. Küresel Kurumsal Yönetişim Forumu’nun Özel Sektör Danışma Kurulu Peter Dey, Ira M. Millstein, Mervyn King gibi kurumsal yönetişim konusunda dünyanın en önde gelen uzmanlarını bünyesinde bulunduruyor.

Dr. Yılmaz Argüden ülkemizde ve dünyada yönetim kalitesini geliştirme konusundaki çalışmalarıyla tanınıyor. ARGE Danışmanlık ve yatırım bankası Rothschild’ın Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Dr. Argüden çeşitli ülkelerde 50’yi aşkın kurumun yönetim kurullarında başkan veya üye olarak yer aldı. 1997-99 arasında Erdemir’in de Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlenmişti. Halen, Coca Cola İçecek, Inmet Mining (Kanada), Vestel ve Yazıcılar Holding’in Yönetim Kurulu Kurumsal Yönetişim Komitelerinde başkan veya üye olarak görev yapıyor. Dr. Argüden aynı zamanda Küresel İlkeler Sözleşmesi (Global Compact) Ulusal Temsilcisidir. En çok satan iş kitapları arasında yer alan ‘Yönetim Kurulu Sırları’ ve ‘Geleceği Şekillendirmek’, ve ‘ARGE Kurumsal Yönetişim Modeli’ gibi kitapları bulunan Dr. Argüden, Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin de Danışma Kurulu Üyesi.

Business at OECD
Yönetişim Komitesi Başkanı

OECD Özel Sektör Danışma Kurulunun Yönetişim Komitesi Başkanlığı görevini yürüttü. OECD ülkelerinin yönetişim kalitesinin artırılması için OECD tarafından öneri haline getirilen 12 ilkenin oluşması çalışmalarına katkı sağladı.

Başbakan
Ekonomi Başdanışmanı

1991 yılında Ekonomi konusunda dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın Başdanışmanlığını yapmıştır.

DPT Kalkınma Stratejileri İstişare Konseyi Başkanı

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından eski ekonomi ve maliye bakanları, hazine ve DPT müsteşarları, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri ve OECD gibi uluslararası kurumlarda deneyim kazanmış kişilerden oluşturulan ‘Kalkınma Stratejileri İstişare Konseyi’ tarafından 2020 Türkiye vizyonu oluşturma çalışmalarına başkanlık yaptı.

Devlet Planlama Teşkilatı Kalkınma Stratejileri İstişare Konseyi (2006)

1- Dr. Yılmaz ARGÜDEN (Başkan)
2- Dr. Ahmet TIKTIK (DPT Müsteşarı)
3- Yıldırım AKTÜRK
4- Cansen BAŞARAN
5- Rüştü BOZKURT
6- Dr. Ege CANSEN
7- Dr. Rauf GÖNENÇ
8- Prof. Dr. Seyfettin GÜRSEL
9- Hüsamettin KAVİ

10- Faik ÖZTRAK
11- Dr. Ekrem PAKDEMİRLİ
12- Prof. Dr. Erol TAYMAZ
13- Prof. Dr. İlhan TEKELİ
14- Prof. Dr. İnsan TUNALI
15- Dr. Güngör URAS
16- Salim USLU
17- Uğur YÜCE
18- Zafer YÜKSELER

Özelleştirme Programı’nın
Liderliğini Üstlendi

1988 yılında Adnan Kahveci’nin daveti ile Türkiye’ye dönerek 1990 yılına kadar Özelleştirme Programı’nın sorumluluğunu yürüttü. İMKB’nin gelişmesini sağlayan ilk halka arzlar, yabancı sermayenin özelleştirme programına yatırım yapması (USAŞ, Set Çimento gibi), yerli sermayenin özelleştirmeden aldığı şirketlerle atılım yapması (Kahramanmaraş SEK’ten MADO’nun doğuşu gibi) ve ülkemizde yatırım bankacılığının gelişmesi, Özelleştirme programının sorumluluğunu yürüttüğü dönemde gerçekleşmiştir.

Özelleştirme Programının Liderliğini üstlendiği dönemde

  • Türkiye’ye en büyük yabancı yatırımın gelmesi,
  • Kamu şirketlerindeki payların halka arz edilmesiyle İstanbul Borsası’nın ivme kazanması,
  • Uluslararası yatırım bankalarına Türk ortak alma zorunluluğu getirerek Türk yatırım bankacılığının gelişmesi,
  • Çalışmayan kamu fabrikalarının özelleştirilmesiyle Mado gibi başarı hikayeleri

gerçekleşti.

Henüz ülkede Rekabet Kanunu olmamasına rağmen tüketicilerin korunması adına çimento özelleştirme sözleşmeleriyle ilk rekabet hukuku uygulamaları hayata geçirildi.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi
İzleme Komitesi Üyesi

TÜSİAD Kamu Reformu Çalışma Grubu Başkanı olarak Vergi Konseyi ile işbirliği içerisinde “Türk Gelir İdaresinin Yeniden Yapılandırılması” başlıklı raporun yayınlanmasını sağladı. Yeniden yapılandırlan Gelir İdaresi’nin çalışmaları, uygulamaları ve yönetim sistemini stratejik plan ve hedefler açısından gözlemlemek ve tavsiyelerde bulunmak için kurulan İzleme Komitesi üyeliğine seçildi.

IMF ve TÜSİAD istiyor, AKP değiştiriyor

AKP Hükümeti, kamunun diğer alanlarını olduğu gibi Gelir İdaresi’ni de yeniden yapılandırıyor.

AKP Hükümeti, kamunun diğer alanlarını olduğu gibi Gelir İdaresi’ni de yeniden yapılandırıyor. “Gelir İdaresinin Yeniden Yapılandırılması” adı altında “Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Tasarısı”na son şekli, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer veriyor. “Kamu reformu”na ters düşmemesi açısından Dinçer’in incelediği tasarı, tümüyle TÜSİAD’ın eseri. IMF’nin de “Meclis tatile girmeden çıkarılsın” şartı koştuğu tasarının önümüzdeki günlerde Meclis’e gönderilmesi bekleniyor. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yönetimini özel sektöre açan tasarı, TÜSİAD Vergi Konseyi’nin “Bir model önerisi ve beşinci düşünce” adlı raporu doğrultusunda hazırlandı. Tasarı, Gelir İdaresi Başkanlığı üst yönetiminin özel sektör temsilcilerinden oluşmasını getirecek. Vergi tahsilatı, vergi incelemeleri, diğer devlet alacaklarının takibi artık devlet memurları eliyle değil özel şirketler eliyle yürütülebilecek. “Özerklik” adı altında tümüyle sermayenin cirit atacağı bir ortamı getirecek olan tasarı, IMF’nin de “öncelikleri” arasında yer alıyor. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pekin Baran ve TÜSİAD Kamu Reformu Çalışma Grubu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’in, “Ekonomide, kamuda yeniden yapılanmadan bahsediyorsak, işe gelir idaresinden başlamak zorundayız“ ifadesi Gelir İdaresi’nin kimler için yeniden yapılandırıldığını da ortaya koyuyor. TÜSİAD raporunda Gelir İdaresi, “60-70 milyar dolarlık kaynağı, devlete transfer eden dev bir organizasyon” olarak tanımlanıyor. Raporda, “Eğitim, sağlık, vergi. Başlık ne olursa olsun, yeniden yapılanma için yola çıkarken, ‘kafa yapısını değiştirmek’ temel hedef olmak zorunda.” sonucuna varılırken, TÜSİAD’ın değiştirmek istediği kafa yapısı, varmak istediği sonucun, Gelir İdaresi’nin 60-70 milyar dolarlık kaynağının denetimi olduğu rahatça görülebiliyor.

Hazırladı takipçisi de olacak TÜSİAD’ın gerçek niyetini ve etkisini ise TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı’nın şu sözleri açıkça ortaya koyuyor; “AB yolunda büyük mesafe katetmiş, muhtemelen, büyük bir ihtimalle de tarih alacak Türkiye’de bu gibi konularda radikal önlemler alınması gerekiyor. Bu rapor Vergi Konseyi, TÜSİAD ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlandı. Bir senedir devam ediyor. Ümit ediyoruz başbakanlığa sevk edilen yasa tasarısında bizim de gündeme getirdiğimiz bu raporun içerisindeki bazı detaylar alınmıştır. Yok eğer alınmamışsa, biz gene bunun takipçisi olacağız, bunun peşini bırakmayacağız. Yani artık Türkiye’de, ’Bu işler yıllardır böyle geldi, böyle devam edecek’ zamanı geçmiştir.”

Evrensel Gazetesi,
8 Temmuz 2004

Güvenilir Danışman:
Dr. Argüden’den Deneyimler

Exclusive Trusted Magazine Q&A with Dr. Yılmaz ARGÜDEN, Founder & Chairman of ARGE Consulting

You have been selected by the World Economic Forum as one of the 100 Global Leaders for Tomorrow, before you were 40. Could you please describe your career path before this achievement?

I have always been a very disciplined person who has adopted the motto of

Sell not virtue to purchase wealth, nor liberty to purchase power.
Lose no time. Be always employed in something useful
Benjamin Franklin

As a result, I have become the top student academically in all the schools I have graduated from. At the same time, I have been both a playmaker of high school and university basketball teams that won the National Championships as well as always striving to create value for my social network, country, and humanity through volunteer work every week. For example, the first SportsFest, an international mini-university Olympics to help improve understanding between European Universities was organized while I was the President of the Sports Committee at the Boğaziçi University.

I have started my career at the newly established R&D Center of the largest Turkish conglomerate, Koç Holding, and worked at the RAND Corporation as well as at the World Bank, before accepting my government’s invitation to lead the Turkish privatization program. Then, I have served as the Chief Economic Advisor to the Prime Minister before establishing ARGE Consulting when I was 33, which since then has become a globally recognized Turkish management consulting firm that has served as a B20 Knowledge Partner, EFQM Certified Advisory Organization, International Integrated Reporting Council’s Training Institution, first Turkish signatory of UN Global Compact, and recognized at the European Parliament with its CSR program for ‘Shaping the Future’.

Also, I have started to serve as a board member of major companies such as Petkim and Sümerbank before I was 30 and as the Chairman of the largest Turkish steel company Erdemir during my late 30’s. In line with my commitment to improve quality of life throughout the community, during this period in my career, I have also been among the founders of Turkish Education Volunteers Foundation (TEGV), Turkish Economic and Social Studies Foundation (TESEV), Corporate Volunteers Association; as well as having served as the Chair of Boğaziçi University Alumni Association (BÜMED) and Turkish Quality Association where I had the honor of leading the establishment of the National Quality Movement.

Since then, you have assumed numerous international leadership roles. What are the most important success factors for your leadership?

I am a curious person who loves to learn, share, and teach others the ways and means of creating and delivering value. Therefore, my top motivation is not to assume a role to be something, but to create value in every endeavor I get involved with. First step in creating value is to have a vision, then to make a plan, identify appropriate stakeholders, convince them to act together, and implement the plan with discipline. Keys to disciplined and sustainable implementation is to align the incentives of all stakeholders with the vision and once results begin to appear, to promote good examples and write about the methodology as well as about the good examples, to help motivate others and disseminate the benefits.

Let me share a few examples to be more concrete. In 1999 at Davos, then Secretary General of the UN, Kofi Annan, gave a moving speech to make a call for corporate, NGO, and academic leaders to take responsibility along with the governments for a more sustainable future. Next year, UN Global Compact was launched for this purpose. Due to my experience in all these sectors, this call has motivated me to become the first Turkish signatory of the UN Global Compact both as ARGE Consulting as well as KalDer, an NGO I was chairing at that time. ‘Walking the talk’ and becoming an example is one of the best ways of convincing others to join a movement. Therefore, later I became the chair of the Turkish Network of UN Global Compact and developed a number of innovative approaches such as Sectoral Deployment Strategy and Aligning Incentives with Natural Allies Strategy which worked very well to bring the best Local Network Award to the Turkish Network. Later, I was elected as the Global Chair of Local Networks and had the honor of serving on the Board of UN Global Compact.

Having assumed responsibilities at the public sector, private sector, and NGOs throughout my career, my awareness of the importance of good governance was greatly enhanced. Therefore, I have published numerous books and articles to share the how and why of good governance, notably “Boardroom Secrets” and Keys to Governance” and articles about diversity and measuring quality of governance at prestigious publications such as HBR and INSEAD Knowledge. Therefore, these efforts led me to be elected as a member of IFC Corporate Governance Advisory Group, as well as serving as Vice-Chair of Governance Committee of Business at OECD, and as B20 Knowledge Partner on Governance and Sustainability.

You have established a non-profit foundation, Argüden Governance Academy, to promote good governance in all kinds of institutions. What was your motivation?

I have worked with over 500 institutions as a management consultant, served on over 70 boards as a non-executive member, founded and/or led numerous NGOs as a volunteer with social conscience, and assumed many public sector leadership roles. These experiences led me to appreciate the importance of “good governance for the sustainable success of institutions”.

There are two basic reasons for forming institutions: (i) more effective utilization of resources and (ii) better risk management. Yet if the institutions are not trusted by their stakeholders, they cannot achieve these goals economically. Governance improves quality of management and trust of stakeholders. As lack of trust is like a high coefficient of friction; everything you do just costs more. Good governance is a culture and a climate in which trust for institutions flourish. We founded Argüden Governance Academy to improve quality of life and sustainability of the future by improving quality of governance. We target not only leaders of private sector companies, but also NGOs, public institutions, and international organizations; as well as individuals of all ages, from 7 to 77. We develop education programs such as “Governance for Kids” and “GOV101” for youth leaders as well as public, private and NGO leaders. We also develop unique methodologies to measure effectiveness of governance, as per the dictum “You cannot improve what you don’t measure.” Identifying and promoting good examples help speed up global learning from peers. Therefore, our research projects such as “Municipality Governance Scorecard” & “Sustainability Governance Scorecard” are widely recognized as impact-research for public good.

Trusted Magazine
January 18, 2022

“İyi Yönetişim, Kaliteli Yaşam” Söyleşisi

Exclusive Trusted Magazine Q&A with Dr. Yılmaz Argüden – Strategist & Governance Expert, Chairman, ARGE Consulting / ARGE Danışmanlık

Your “Keys to Governance” book was acclaimed by notable leaders including, a Nobel Peace Prize laureate, a Head of State, CEOs of major think-tanks, global companies, and institutions, as well as Deans of INSEAD and Harvard Business School. John H. Mc Arthur, Dean Emeritus of HBS, said that it is “A tour de force of a kind that comes along only rarely by a well-known and widely respected modern day renaissance leader and thinker.” What are the keys to good governance, and how can organizations embed good governance into their culture and operations?

“Good governance protects the humanity from the human beings.”

There are two basic reasons why people establish institutions: (i) more effective utilization of resources and (ii) better risk management to create sustainable value. Yet if the institutions are not trusted by their stakeholders, they cannot achieve these goals. Good governance improves quality of management and trust of stakeholders.

There are two important roles for governance: providing direction and oversight. Providing oversight is critical as per Lord Acton’s famous quote “Power corrupts, and absolute power corrupts absolutely.” When we delegate the power to make decisions for the institutions to individuals, either through elections or appointments, institutions become prone to potential deficiencies of those people, such as short-termism, ignoring externalities, over-confidence, selfishness, and even agency problems.

Good governance helps ensure separation of powers of providing direction and oversight from those of management decisions. As such it is an insurance policy for sustainability of good management as well as better strategic decision-making and management of risks.

Value creation is a function of strategic choices as well as effective utilization of different resources including financial, intellectual, manufactured, natural, human, and social and relationship capitals. Creating an effective value proposition requires successful strategic direction, efficient and effective utilization of resources, and ability to invest and innovate continuously. Independent review of strategic options developed by the management through a separate governance body improves the probability of success.

Good governance is about creating a climate where a culture for building value and trust is nourished. Good governance must ensure that the organization has the right people, processes, information, and values to create value and build trust.

In a nutshell, good governance is about sustainability of success by helping broaden our perspectives and ensuring checks and balances into our institutional decision-making processes.

Your 2015 speech at the UN General Assembly Hall referred to “Trust” as the core value that all institutions should embrace. WEF’s Davos theme in 2024 was “Rebuilding Trust” and a couple of years ago the OECD initiated a “Building Trust and Reinforcing Democracy Initiative”. Why is trust so important and how can we build trust?

“Trust is the essence of good governance and foundation of sustainable development.”

The essential principle driving modern human rights and democracy is this: people should have a say in shaping their own future and be able to contribute to the local, national, or global decision-making processes that influence their lives.

“Good governance” signifies a transformation from a type of relationship where a limited group of people have the ultimate authority to rule others to a set of relationships where mutual, inclusive engagement takes place to make desirable choices for all stakeholders. It involves the mechanisms, processes, and institutions that individuals, corporations, groups, and societies utilize in decision-making and implementation, in expressing their interest and in fulfilling their obligations, as well as in solving conflicts. In this context, governance points out to the nature of mutual interaction among social actors as well as between social actors and public administration, and it contains the meaning of assuming responsibility to help others realize their potential for improving the quality of life.

Good governance is much more than just the structure, processes, and rules of decision making and controls. Good governance is a culture and a climate of Consistency (predictability), Responsibility, Accountability, Fairness, Transparency, and Effectiveness that is Deployed (inclusiveness and subsidiarity) throughout the organization and society (the “CRAFTED” principles of governance.) Embracing them reinforces social trust for all kinds of institutions, public, private, non-profit, local, national, or global.

For truly effective results, management decisions should be data-informed and consistent with the purpose of the institution to ensure coherence and alignment with the rules and regulations and stakeholder expectations. Care should be taken to be inclusive and fair in participation, in decision making, and in implementation. Any institution adopting good governance principles has to act responsibly not only in identifying the priorities and mobilizing the resources, but also in protecting the physical, economic, environmental, and social interests of the stakeholders and future generations.

Only an institution which displays accountability throughout all phases of value creation can build a relationship of trust with its stakeholders. This can only be attained if information related to each step is shared in a data-based and transparent manner with the stakeholders. Engaging the stakeholders in an inclusive manner also helps effective implementation of the decisions and minimizes the enforcement and compliance costs.

Inclusive and meaningful stakeholder engagement in decision-making processes ensures greater representation and participation, aligns the incentives for the common purpose, produce fair and effective decisions, which in turn reinforces the trust between the institution and its stakeholders.

Thus, the essence of good governance is ensuring trustworthy relations between the institution and its stakeholders. If we are going to build trust and reinforce democracy, good governance is the recipe.

2024 is the 10th anniversary of Argüden Governance Academy that conducts impact research, unique education programs, advocacy programs to promote good governance, as well as pioneering Integrated Reporting among the NGOs and the public sector. The Academy promotes meaningful, inclusive stakeholder engagement as a critical aspect of good governance. How should organizations approach stakeholder engagement to ensure inclusivity and transparency?

“Stakeholder engagement is not just an action, but a process…”

In the current global context, preserving and promoting the democratic system is of utmost importance to improve the quality of life. Building trust for government institutions is the key to reinforcing democracy. Trust for democracy could only be built by adopting good governance with a (i) whole of society, (ii) whole of government, and (iii) whole the policy cycle approach that focuses on (a) informed, inclusive stakeholder engagement, (b) evidence-based decision making supported by ex-ante and ex-post impact analysis, and (c) integrated thinking to help consider material impacts to different stakeholders and to support continuous learning.

Sustainability of success can only be achieved by adopting a long-term perspective, considering the interests of all stakeholders in decision-making, and developing a continuous ability to invest and innovate. Sustainable success can be achieved through integrated thinking, effective implementation, and proper communication of value.

Therefore, stakeholder engagement needs to be inclusive and meaningful, and should be conducted not only at decision stages, but also at service design stages (design thinking), and in providing feedback. Hence, quality of participation, quality of information shared with the stakeholders, as well as the quality of engagement processes are critically important.

Argüden Governance Academy conducts impact research such as Sustainability Governance Scorecard©, Municipality Governance Scorecard©, and develops Local Development Guides to improve peer learning, globally. Our Scorecard methodology aims to measure the quality of participation, information shared, and processes, as well as aiming to identify and promote good examples to speed up peer learning, based on publicly available information.

The Academy also conducts good governance advocacy programs such as leading the process of awarding the European Label of Governance Excellence (ELoGE) and School on Participatory Democracy, in collaboration with international organizations such as the Council of Europe.

The Academy not only promotes adoption of Integrated Reporting in the public sector and NGOs, alongside the private sector, but also ‘walks the talk’ and has been the first Turkish institution to adopt Integrated Reporting and a global pioneer among the NGOs by reporting its activities as an Integrated Report since its founding.

You have assumed numerous international leadership roles such as being elected as the Chairman of UN Global Compact National Networks and the Chairman of the Governance Committee of Business at OECD. What are the new emerging governance challenges and how can organizations prepare for them?

“Good governance is building a culture of trust and protecting the climate in which such a culture nourishes; regarding the other, as you regard yourself.”

While change and challenge are continuous phenomena and one would need to write a book on this subject to address it properly, I would like to list four important areas: (i) Artificial intelligence, (ii) Misinformation and disinformation, (iii) Changing our perspectives on sustainability from an adjunct activity and to incorporate it into our strategic and daily decisions, and (iv) Understanding the importance of transformational governance for sustainable development.

Artificial intelligence is a transformative force that has significant impacts on all aspects of life from the economy to politics, to culture, and social life. Patterns of life, work, and sharing relationships are undergoing radical changes, those who are unable to catch up with this revolution are left outside the system at an increased pace. This development presents the danger of an alienated two-tier society in contrast to the exciting prospect of efficient governance patterns based on the principles of democracy and equity.

Unless we can provide an equitable distribution of knowledge and means of communication among the people, we cannot lead humanity to a world free of discrimination, prejudice, and animosity. This requires not only a reform in what and how we teach our children, but also a rethinking of the global priorities to make education of the masses the top priority.

The spread of mis- and dis-information poses a fundamental threat to the free and fact-based exchange of information that underpins our democracies. Active transparency and accountability, provision of trusted information, and, once again, education are keys to addressing this issue.

A sustainable global economy combines long-term profitability with ethical behavior, social justice, and environmental care. When we look at the state of the world today – climate change, deteriorating water resources, plastic waste, income inequality, gender inequality, and corruption – it is evident that institutions need to assume responsibility for sustainable development and act.

For corporations to truly contribute to a sustainable future, we need to widen the lens through which we view sustainability. Sustainability requires decision-making processes incorporating all potential impacts of a company, incorporating the positive and negative externalities into its decision-making processes, and avoiding short-sightedness and selfishness. Referring to sustainability issues G(EES), prioritizing the Governance of sustainability (Economic, Environmental, and Social) impacts, is a more appropriate acronym than ESG.

Sustainable success requires adoption of transformational governance. Such an understanding of governance requires broadening our perspectives for decision making in four dimensions: time-frame (from short term to long term), place (from where we operate to all the places that our activities make a material impact), capitals (not only financial but also intellectual, manufactured, natural, human, and social and relationship capitals), and considering all material impacts not only to ourselves but also to our stakeholders (direct and indirect), as well as assuming responsibility to build such a culture of trust and protect the climate for its nourishment.

Trusted Magazine, April 24, 2024

Küresel Vatandaşlık için
Küresel Eğitim Seferberliği

Teknoloji gelişip, dünya küçüldükçe ve dünya nüfusu arttıkça belki hiçbir zaman göremeyeceğimiz insanlarla karşılıklı bağımlılığımız artıyor. Avrupa’daki yüksek aerosol kullanımı, Şili’de ozon tabakasının incelmesine ve kanserin artmasına yol açıyor. Brezilya’daki yağmur ormanlarının tahrip edilmesi, global ısınmaya ve bazı turizm cenneti adaların sular altında kalmalarına neden oluyor. İsviçre’deki bir teknolojik gelişme, Türkiye’de yaşam kalitesini etkiliyor. Amerika’da verilen 300 oy, Ortadoğu’daki barış sürecini etkiliyor.

Dolayısıyla, dünya vatandaşı olmanın hak ve sorumluluğunu kavrayan insanların sayısını artırmadan, birçok küresel sorunla başa çıkabilmek de güçleşecek. Oysa, dünyadaki eğitim sistemleri gençlere insan olmanın, dünya vatandaşı olmanın hak ve sorumluluklarını yeterince işlemiyor.

Atina’da demokrasi ilk kurulduğunda oy verme yetkisi sadece belli özelliklere sahip insanlara verilmişti. Toplum yaşamını etkileyen konular, oy hakkına sahip olanlar tarafından topluca karara bağlanırdı. Bu anlamıyla “katılımcı” olarak nitelenen demokrasi, giderek “temsili” demokrasiye dönüştü; çünkü hem herkese oy hakkı verilmesi, hem de nüfusun artmasıyla birlikte katılımcı sayısı da, kararların karmaşıklığı ve çeşitliliği de artmıştı. Giderek, İsviçre örneğindeki gibi istisnai durumlar dışında temsili demokrasi ağırlık kazandı.

Ancak, temsilci çıkarları ile toplumsal çıkarların zaman zaman örtüşmemesi, eğitim ve iletişim alanındaki atılımlarla bilinçlenen kitlelerin toplumsal kararlara katılım isteğinin artması ve teknolojik gelişmeler XXI. yüzyılda bu trendi tersine çeviriyor: yeni bir şekle bürünen katılımcı demokrasi ağırlık kazanıyor. Uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri toplumsal kararların alınmasında seçilmişlerle birlikte rol alıyor.

Bugün küresel konularla ilgili karar alma mekanizmalarına baktığımızda bu mekanizmaların ne kadar demokratik olduğunu belirlemek güç oluyor. Çünkü, karar alma birimi birey değil, ülke. Üstelik bazı ülkeler sadece nüfuslarının verdiği ağırlıkla değil, başka özellikleriyle de ağırlık kazanıyorlar.

Örneğin, sınırlı sayıdaki ABD vatandaşının oyu (Ermeni asıllı olanlar) 70 milyonluk Türkiye’yi etkileyebiliyor. Yunanistan’ın AB içindeki konumu ile elde edebildiği ağırlık, Çin’in etkinliğinin üstüne çıkabiliyor.

Bu dengesizlikler belli bir zaman içinde her insanın bir oy hakkı ile temsil edilmesi yönünde değişebilir.

Ancak, bilgi düzeyi yetersiz ve/veya yönlendirilmiş bilgilerle yüklenmiş insanların birer oy hakkı ile katılımı, küresel konulardaki kararların ne kadar sağlıklı olacağı konusunu açıkta bırakıyor. Acaba, demokrasinin ilk aşamalarında Atina’da olduğu gibi oy hakkı belli bilgi düzeyine sahip olanlara mı verilmeli?

Bence, günümüzde oy hakkını sınırlamak, veya belli bir ülkenin vatandaşlarına daha yüksek söz hakkı vermek, insan hakları açısından savunulması güç olgulardır.

Dolayısıyla, her dünya vatandaşının daha iyi eğitilmesi küresel bir öncelik haline gelmelidir.

Çünkü, gelişen teknolojilerle gün geçtikçe küçülen bir dünyada öne çıkan ‘Dünya Vatandaşlığı’ kavramı her birimize kişisel ve toplumsal sorumluluklar yüklüyor.

Küresel dengenin sürdürülebilmesi için çevremizdekilerin sorunlarına ilgi duyma ve onlara yardım etme sorumluluğunun tüm insanlar tarafından benimsenmesi gerekli. Bu sorumluluğu yerine getirmezsek dünyanın geleceğini tehlikeye attığımızı iyi anlamalıyız.

Son yirmi senede gelişmiş ülkelerle fakir ülkeler arasındaki gelir dağılımı uçurumu, ülkelerin kendi içindeki gelir dağılımlarından daha çok bozuldu. Küçülen dünyada çevremizdekilerin sorunlarının bizim de sorunlarımız olacağı bilinci maalesef yeterince oluşmadı.

Üstelik, dünyadaki eğitim sistemlerine baktığımızda bunların ulusal nitelikte olduğunu ve özellikle de milliyetçiliği vurguladığını görüyoruz. Oysa, Einstein’ın da dediği gibi “Milliyetçilik bir çocukluk hastalığıdır. İnsanlığın suçiçeğidir milliyetçilik.”

Bu nedenle, sağlıklı küresel karar alma mekanizmalarının aynı zamanda adil olmasını sağlamak için okul müfredatlarının ‘Dünya Vatandaşı’ yetiştirecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Küresel barış için, insan haklarının herkesçe yaşanabilmesi için, küresel demokrasi için, hoşgörünün ve insanların karşılıklı bağımlılığının öğretildiği bir müfredata ihtiyaç var.

Bu konudaki küresel bir girişimin öncüsü, hoşgörü kültürünün anavatanı Türkiye olamaz mı?

Modern Çağın Rönesans Düşünürü ve Lideri

Yaşanılacak, Öğrenilecek ve Yenilikçilik Üretilecek Ülke

İnsanların ilgisini çekmek için artık menşei ülkeyle bağlantılı “zihin payına” da ihtiyaç var. Ülkelerin marka değerleri, pazara sundukları tüm ürünlerde bu zihin payıyla etkileşim içine girdiğinden ülke markası önemli.

GÖRÜŞ – Dr. Yılmaz Argüden, uzun süredir önerdiği şekilde ülke adımızın her dilde, her türlü faaliyet ve yazışmalarda “Türkiye” olarak kullanılmasına ve “Türkiye” markasına ilişkin alınan kararı AA Analiz Masası için değerlendirdi.

***

Bilgi ve iletişim teknolojileri hızlı şekilde gelişiyor ve yayılıyor. Buna bağlı olarak bilgi bombardımanına maruz kalan insanlarda seçici bir algılama oluşuyor. Piyasada her türlü ürün, kendi kategorisinin dışında da birçok ürünle rekabet ediyor. Bu rekabetin nedeni yalnızca pazar payını artırmak değil. Zira artık “zihin payı” da önem arz ediyor. İnsanların ilgisini çekmek için artık menşei ülkeyle bağlantılı “zihin payına” da ihtiyaç var. Ülkelerin pazara sundukları ürünlerde marka değeri kadar zihin değeri de etkili. Tam da bu sebeple ülke markası kritik önemi haiz.

Türkiye’nin ekonomik büyüme hızı ihracatından daha hızlı artıyor. Dolayısıyla Türkiye ekonomisinin küresel ekonomideki payı ve rolü de artıyor. Ancak ihracatımızın yarattığı katma değer aynı oranda yükselmiyor. Ülkelerin marka değeri, uluslararası pazardaki değerini de etkileyebiliyor. Bu da refah düzeyinin artmasına yardımcı oluyor.

Markayı yalnızca bir sözcük veya bir tanıtım konusu olarak değil, stratejinin de bir parçası olarak görmek gerek. Hangi hedefe ulaşmak istiyorsak, o kapsamda tanıtımı, markalaşmayı, konumlandırmayı düşünmek gerekiyor. Türkiye’nin marka olarak konumlandırılması için kavramsal bir yaklaşıma ihtiyacı var. 

Marka değerinin önemi

Ülkelerin marka değeri, insanların ürüne olan taleplerini de etkiliyor. Yüksek marka değeri olan ülkelerin ihracatlarından elde ettikleri katma değer de yüksek oluyor. Örneğin mühendislik ürünlerinde Almanya akla geliyor. Teknolojik ürünlerde Amerikan markaları üne çıkıyor. Japonya, Kore gibi ülkeler de bu konuda önemli atılımlar gerçekleştiriyor. Ucuz mal dediğimiz zaman Çin devreye giriyor… Dolayısıyla her ülkenin mallarının dünya pazarında farklı algılandığını söylemek mümkün. İşte bu algılar ülkelerin ekonomilerini de etkiliyor. Bu nedenle, dünyanın herhangi bir yerinde üretilen bir ürünün hangi ülkeye ait olduğunun bir manası var. Türkiye’nin marka değeri daha yüksek olup, sattığı ürünlerin fiyatını yüzde beş oranında bile artırabilse, her yıl 10 milyar dolarlık katma değer yaratabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin marka değeri, hem ihracatın hem de refah düzeyinin artırmasında önemli bir araçtır.

Türkiye ekonomisinin küresel ekonomideki payı ve rolü de artıyor. Ancak ihracatımızın yarattığı katma değer aynı oranda yükselmiyor. Ülkelerin marka değeri, uluslararası pazardaki değerini de etkileyebiliyor. Bu da refah düzeyinin artmasına yardımcı oluyor.

Yurt dışındaki Türkiye algısının gerçekleri yansıtmaktan uzak olduğu görülüyor. Türkiye’ye ilk kez gelen insanların yüzde 95’inden fazlasının mutlu bir şekilde ülkeden ayrılması bunun en önemli göstergesi. Bu da insanların gelmeden önceki beklentileriyle burada gördükleri arasında ciddi farklılıklar olduğu anlamına geliyor. Demek ki Türkiye iyi tanıtılan bir ülke değil. Dünya kamuoyunda Türk şirketleri, Türk ürünleri veya Türkiye’de sunulan hizmetler hakkında heyecan uyandıran bir algı yok. Gerçeğin çok gerisinde kalan bir algı söz konusu…

Sözler düşünceleri, düşünceler duyguları ve davranışları etkiler. Marka değeri yalnızca ilgili sözcüğün çağrıştırdığı algılarla oluşmuyorsa da dünyada en çok konuşulan ikinci dil İngilizcedeki “Turkey” ifadesinin olumsuz algısının ülke markamıza yansımasının önlenmesi mühimdi. Bu kapsamda, marka algısının geliştirilmesi adına ülkemizin tanıtımında ve uluslararası arenada yalnızca “Türkiye” kullanılmasına ilişkin 4 Aralık 2021 tarihli ve 31679 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi önemli bir ilk adım oldu.

Öte yandan bu kullanımın her yerde tutarlı şekilde hayata geçirilmesi için ciddi bir çaba gerektiğini unutmamalıyız. Örneğin, İstanbul Türklerin hakimiyetine geçmesine rağmen uluslararası camiada “Constantine’in Şehri” anlamına gelen “Constantinople” şeklinde kullanılıyordu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise şehrin adını İstanbul olarak değiştirdi ve 28 Mart 1930’dan itibaren “İstanbul” ismiyle gelmeyen mektupların kabul edilmeyeceğini net bir şekilde bildirerek şehrin isminin “İstanbul” şeklinde kullanılmasını sağladı. Bu nedenle, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde sadece “Made in Türkiye” kullanımında değil, tüm resmi kurumların iletişimlerinde tüm resmi kurumların İngilizce iletişimlerinde ‘Republic of Türkiye’ ve her dilde ülke adımızın ‘Türkiye’ olarak kullanılmasının vurgulanması önem taşıyor.

Türkiye’nin marka değeri daha yüksek olup, sattığı ürünlerin fiyatını yüzde beş oranında bile artırabilse, her yıl 10 milyar dolarlık katma değer yaratabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin marka değeri, hem ihracatın hem de refah düzeyinin artırmasında önemli bir araçtır.

Kavramsal çerçeve nasıl olmalı?

Markayı yalnızca bir sözcük veya bir tanıtım konusu olarak değil, stratejinin de bir parçası olarak görmek gerek. Hangi hedefe ulaşmak istiyorsak, o kapsamda tanıtımı, markalaşmayı, konumlandırmayı düşünmek gerekiyor. Türkiye’nin marka olarak konumlandırılması için kavramsal bir yaklaşıma ihtiyacı var. Bu kavramsal yaklaşımı geliştirirken birtakım ilkelere dikkat etmek gerekiyor. Öncelikle Hazreti Mevlana’nın söylediği gibi “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol”. Yani gerçekte olmayan bir kimliği Türkiye’nin üzerine giydirmeye çalışırsak başarılı olamayız. Öyleyse Türkiye markasını gerçekten var olan değerlerin üzerine inşa etmeliyiz. Ardından; Türkiye gerçekten çok yönlü bir ülke. Türkiye’nin her yönünü tanıtmak mümkün değil. Bunlar arasında seçim yapıp odaklanmak gerekiyor. Bu seçimi yaparken de Türkiye için katma değer yaratma potansiyeline sahip olanları öncelemeliyiz. Son olarak ise, seçtiğimiz yönlerin Türkiye’yi diğer ülkelerden kolaylıkla ayrıştırabilecek özelliklere sahip olmasının gerekliliği. Henüz başkaları tarafından sahiplenilmemiş bir konu seçilmeli. Örneğin, Türkiye’yi, özellikle de dünyanın önde gelen insanları için yaşanılacak, öğrenilecek ve “yenilikçilik” üretilecek bir ülke olarak konumlandırabiliriz. Bu kapsamda dünyada gelişmekte olan en önemli 20 teknolojiyi belirleyebiliriz. Bu teknolojilerde öne çıkan 100 kişiyi belirledikten sonra, bunlar arasından yaklaşık on kişinin her yıl en az altı ayı Türkiye’de geçirmeleri için bir altyapı oluşturabiliriz. Bu on kişinin Türkiye’de kalması hem Türkiye’nin marka değeri açısından hem de yüksek katma değer potansiyeli olan teknolojilerde bilgi birikiminin artması açısından büyük bir aşama kaydetmemize yardımcı olur.

Böyle bir konumlandırmanın Türkiye için nasıl bir fayda sağlayacağına gelirsek, birincisi nitelikli insanları herkes takip ettiği için, bu insanlar, “Türkiye yaratıcı bir ülkedir” imajının oluşmasına katkı sağlamış olur.

İkincisi yenilikçi beyinlerin etrafında yetişecek gençlerimizin yüksek katma değer yaratma potansiyeli olan konularda yetişmelerini sağlamış oluruz.

Üçüncüsü, iş dünyamızın hep birlikte aynı konulara yatırım yapmaları yerine yatırımlarını bu farklı alanlardaki bilgi birikimine dayalı yenilikçi konulara yönlendirerek daha yüksek katma değerli yatırımların önünü açmış oluruz. 

Dördüncüsü, Türkiye yaşanılacak bir ülke olarak ön plana çıkar. Türkiye iklim açısından, kültürel zenginlik açısından ve genç nüfusunun yüksek olması nedeniyle eğlence sektörü açılarından yaşanmak için çok uygun bir yer.

Beşincisi, Türkiye’nin hoşgörü kültürü dünyaya örnek olur. Birçok insan farklı bir ülkeye gittiği zaman kendisini yabancı hisseder. Türkiye’de ise böyle bir durum yok. Örneğin, Hintlilere “Bazı Avrupa ülkelerine çalışmaya gider misin?” diye sorduklarında olumsuz yanıt veriyorlar. Çünkü orada kendilerini yabancı hissediyorlar. Oysa Türkiye asırlardır başkalarına kucağını açan bir ülke. Örneğin, 500 yıl önce İspanya’dan kaçmak zorunda kalan Yahudiler veya İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan kaçanlar Türkiye’ye rahatça yerleşme imkânı buldular.

Altıncısı, Türkiye keyifle yaşanacak bir ülke olarak algılanır. Eğlence açısından baktığımız zaman, 2000’li yılların başlarında 20’li, 30’lu yaşlardaki Avrupalı gençler doğum günlerini kutlamak için veya hafta sonlarını Türkiye’de geçirmek için Türkiye’ye geliyorlar. Bu nedenle Türkiye “yaşanılacak bir yer” şeklinde konumlandırılabilir.

Yedincisi, Türkiye eğitim açısından da çok verimli bir coğrafya. Dinlerin, kültürlerin, çok farklı insanların iç içe yaşaması, coğrafi ve ekolojik zenginliği açısından Türkiye’nin araştırılacak ve öğrenilecek çok yönü var. Bunun için kaynak ayırmak gerekiyor. Bu konuları ön plana çıkaracak yaklaşımlar sergileyip, projeler geliştirmemiz gerekiyor.

Özetle, “yaşanılacak”, “öğrenilecek” ve “yenilikçilik” üretilecek bir ülke olarak Türkiye markasının dünya çapında bilinirliği ne kadar çok artarsa, ihracat, refah düzeyi ve rekabetimizde o kadar artacak. Bu noktada, ülke isminin her dilde “Türkiye” olarak kullanılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çok önemli bir adım olmakla birlikte daha yürünecek yolumuz uzun.  Sıra kaliteli ve katma değerli ürün ve hizmetleri geliştirecek yenilikçilik kültürünün geliştirilmesi, bilimsel gelişmenin desteklenmesi ve kurumlarına güven duyulan bir ülke konusundaki adımları hızlandırmakta…

***

[Dr. Yılmaz Argüden ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı ve Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanıdır]

“Görüş” başlığıyla yayımlanan makalelerdeki fikirler, yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

14 Aralık 2021

Boğaziçi Spor Elçisi’nden Olimpiyat Kazandıracak Öneri

‘Boğaziçi Spor Elçisi’ Ödülünü kazanan Dr. Yılmaz Argüden “Türkiye’nin ‘Olimpiyatlar birleştirir’ teması ile Filistin, İsrail, Suudi Arabistan ve İtalya iş birliği ile aday olması olimpiyatları Türkiye’ye kazandırır” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu tarafından 20 Aralık 2021’de 11’incisi düzenlenen Boğaziçi Üniversitesi Spor Ödülleri töreninde Dr. Yılmaz Argüden, “Boğaziçi Spor Elçisi” ödülünü kazandı.

Dr. Yılmaz Argüden, yaptığı teşekkür konuşmasında ‘Olimpiyatlar birleştirir’ vurgusu yaparak, “Türkiye’nin Filistin, İsrail, Suudi Arabistan ve İtalya iş birliği ile olimpiyatlara aday olması, olimpiyatları Türkiye’ye kazandırır.” önerisinde bulundu.

Dr. Argüden, Boğaziçi Albert Long Hall’de gerçekleştirilen törendeki konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sporun birleştirici gücünü kullanarak dünya barışına katkı sağlayacak bir iş birliğinin geliştirilmesine öncülük yapmak Türkiye’ye olimpiyatları kazandırır. Türkiye’nin daha önce beş kez aday olmasına rağmen bugüne kadar hiçbir Müslüman ülkede olimpiyat düzenlenmedi. Üç evrensel imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul’dan, Göbeklitepe’ye ve Efes’e, Truva’dan Noel Baba’nın doğum yeri Demre’ye kadar dinler tarihi açısından önemli noktalara ev sahipliği yapan Türkiye’nin, Kudüs’ü kapsayan Filistin ve İsrail, Mekke ve Medine’yi barındıran Suudi Arabistan ve Vatikan’ı barındıran İtalya ile birlikte ortaklaşa olimpiyat düzenlemeye öncülük yapması sporun birleştirici gücünü kullanarak insanlık ve ülkemiz açısından önemli kazanımlar elde edilmesine yardımcı olabilir. İnsanlığın ortak sorunlarını çözebilmek üzere farklı din ve kültürlerin iş birliğine öncülük yapmak, Türkiye’nin Mevlâna – Yunus Emre’den gelen kültürüyle hoşgörülü, barışçı ve misafirperver bir ülke olarak tanınmasına yardımcı olur. Ülke adımızın her dilde ve ortamda ‘Türkiye’ olarak kullanılması konusundaki 4 Aralık 2021 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasına da destek olur. Olimpiyat oyunlarını düzenleyebilmek ülke marka değerinin, kültür turizminin ve birlikte çalışılacak ülkelerle olan ilişkilerimizin gelişmesine destek olur. Ayrıca, olimpiyatlar için gerekli yatırımların paylaşılması da ekonomik açıdan fayda sağlar. Napolyon’un ‘Dünya tek bir ülke olsa başkenti İstanbul olurdu’ sözü doğrultusunda kıtaları birleştiren bu sihirli kentin değerini artırır. Liyakate dayalı kapsayıcı kültürü ile sadece akademik açıdan değil, sosyal, sanat ve spor alanındaki faaliyetleriyle de lider bir kurumu olan Boğaziçi Üniversitesi’nin bu fikri dünya spor camiasının gündemine taşımak için en doğru platform olduğunu düşünüyorum. Öğrenciliğim döneminde düzenlediğimiz ilk uluslararası Spor Festivali’nin 41. yıldönümünde verdiğiniz bu Ödülü almaktan onur duyuyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.”

Dr. Yılmaz Argüden Hakkında

Dr. Argüden Boğaziçi Üniversitesi’nde Spor Kurulu Başkanı olduğu dönemde (1979–80) ilk Uluslararası Spor Bayramı (SportsFest) organizasyonunu gerçekleştirdi. İki sene üst üste Türkiye Şampiyonluğunu kazanan Boğaziçi Üniversitesi Basketbol Takımı’nda oyun kurucu pozisyonunda oynadı (1977 & 1978). Boğaziçi Üniversitesi’ni hem birincilikle tamamlayarak hem de öğrenci liderliği için Rektör Ödülü alarak mezun olan ilk ve tek öğrenci oldu. Stratejik Analizler konusundaki doktorasını Rand Graduate School’dan ‘Üstün Başarı Ödülü’ ile aldı.

Dünyada en iyi tanınan Türk danışmanlık firması ARGE Danışmanlık ve Argüden Yönetişim Akademisi’nin kurucusu olan Dr. Argüden farklı ülkelerde 70’i aşkın şirketin yönetim kurullarında yer aldı. Erdemir ve Rothschild&Co Yatırım Bankası Türkiye ofisinin Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Basketbol Federasyonu Asbaşkanı olarak görev üstlendi. BÜMED Başkanlığı döneminde BURC tesislerinin yatırımı gerçekleştirildi. KalDer Başkanlığı döneminde Ulusal Kalite Hareketini başlattı. Dünyanın en yaygın sürdürülebilirlik platformu olan UN Global Compact Ulusal Ağlar Dünya Başkanı seçilerek Yönetim Kurulu’nda da görev üstlendi. Dr. Argüden, IFC Kurumsal Yönetişim Danışma Kurulu üyesi ve Business at OECD Yönetişim Komitesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. Eğitim hayatı boyunca Fulbright, TÜBİTAK, NATO, Eisenhower gibi burslar ve kariyeri boyunca Stratejik Liderlik, Üstün Vatandaşlık gibi çeşitli ödüller kazanan Dr. Argüden Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Geleceğin 100 Global Lideri arasına seçildi.

21 Aralık 2021

2021 Boğaziçi Üniversitesi Spor Ödülleri sahiplerini buldu

Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu tarafından bu sene on birincisi gerçekleştirilen Spor Ödülleri, 20 Aralık 2021’de sahiplerini buldu. Her sene Türkiye’deki en başarılı sporcu ve spor insanlarının Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin oylarıyla belirlendiği Spor Ödülleri’nde “Yılın En İyi Takımı” Anadolu Efes olurken, “En İyi Voleybol Oyuncusu” ödülünü milli voleybolcu Eda Erdem, “En İyi Basketbol Oyuncusu” ödülünü Alperen Şengün, “En iyi Bireysel Sporcu” ödülünü Olimpiyat Şampiyonu Mete Gazoz ve “Boğaziçi Spor Elçisi” ödülünü ise Dr. Yılmaz Argüden aldı.

Önemli sporcular, spor yöneticileri, antrenörler ve federasyon yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen törende, 10 ayrı kategoride ödül alanlar şöyle sıralandı:

  • En İyi Takım: Anadolu Efes
  • En İyi Voleybol Oyuncusu: Eda Erdem
  • En İyi Basketbol Oyuncusu: Alperen Şengün
  • En İyi Bireysel Sporcu: Mete Gazoz
  • En İyi Çıkış Yapan Sporcu: Ersin Destanoğlu
  • En İyi Çıkış Yapan Takım: Nesibe Aydın GSK
  • En İyi Antrenör: Göktuğ Ergin
  • En İyi Spor Yorumcusu: Serhan Acar
  • En İyi Spor Programı: Amerikan Mutfak
  • En İyi Yönetici: Birol Aydın

Ayrıca, Boğaziçi Spor Elçisi Ödülü’nü 1980 yılındaki ilk uluslararası SportsFest’i düzenleyen Spor Kurulu’nun da başkanlığını yapmış olan Dr. Yılmaz Argüden aldı.

Can Üner Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü eski milli basketbolcu Nevriye Yılmaz, Özel Başarı Ödülü’nü ise motosiklet yarışçısı Toprak Razgatlıoğlu aldı.

Her sene Spor Ödülleri’nde medyada hak ettiği yeri edinememiş ama göz ardı edilemeyecek başarılar kazanmış amatör ve profesyonel sporculara verilen Sportsmanship Brotherhood (Sporcu Kardeşliği) ödüllerini kazananlar ise şöyleydi:

  • Ayşegül Pehlivanlar
  • Kadın Voleybol Milli Takımı
  • Merve Akpınar
  • Sevilay Öztürk
  • Ahmet Önder
  • Koral Berkin Kutlu
  • İşitme Engelliler Kadın Voleybol Milli Takımı
  • Ampute Erkek Futbol Milli Takımı
  • Abdullah ve Ali Öztürk
  • Kadın Golbol Milli Takımı

25 Aralık 2021

Ulusal Kalite Hareketi
Türkiye’ye Kalite Getiriyor

Bay Strateji
Kalitede Çıtayı Yükseltti

ARGE Danışmanlık
İzler

Küçük Şirket
Küresel Etki

ARGE Danışmanlık 25. Yılında Sorumlu Liderlik Diyor

Strateji, iş mükemmelliği ve kurumsallaşma konularında 400’ü aşkın şirket ile 1000’den fazla yönetim danışmanlığı projesi gerçekleştiren ARGE Danışmanlık 25. yılını kutluyor.

ARGE Danışmanlık 25. yılını 26 Eylül 2016 Pazartesi günü Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da kutluyor.

İş dünyasının duayen isimlerinden Can Kıraç, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı ve Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan ve TIRSAN ve UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) Başkanı Çetin Nuhoğlu gibi önemli isimler konuşmacı olarak katılacak.

Ayrıca, 25. yıl buluşmasında ARGE Kurucu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’in moderatörlüğünde iş dünyasının isimleriyle söyleşi düzenlenecek. Söyleşiye Royal Dutch/Shell Grubu Başkanlığı, Yenilenebilir Enerji G8 Zirvesi Eş Başkanlığı ve Global Compact Vakfı Başkanlığı gibi küresel deneyimlere sahip ünlü İngiliz iş adamı Sir Mark Moody Stuart ve eski Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Yargıcı ve Entegre Raporlama Yönetim Kurulu Başkanı Mervyn E. King katılacak.

ARGE OrtaklarHakan Kilitçioğlu, Pınar Ilgaz, Dr. Argüden, Aylin Tuncer, Dr. Erkin Erimez ve Burak Erşahin

Hürriyet, 26.09.2016

Çeyrek asrı geride bırakan Türk yönetim danışmanlığı şirketi, 26 Eylül günü dünyadan ve Türkiye’den önemli isimlerin katılımıyla Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da 25. Yılını kutladı.

Strateji, iş mükemmelliği ve kurumsallaşma konularında 400’ü aşkın şirket ile 1000’den fazla yönetim danışmanlığı projesi gerçekleştiren ARGE Danışmanlık 25. yılını kutladı. Yönetişim ve sorumlu liderlik konularında önemli mesajların verildiği 25. Yıl buluşmasında Can Kıraç, Tuncay Özilhan, Çetin Nuhoğlu, Sir Mark Moody Stuart ve Mervyn E. King gibi önemli isimler yer aldı.

Dünyada en iyi tanınan Türk danışmanlık şirketi ARGE Danışmanlık, 25. Yılına girdi.

Buluşmada, iş dünyasının duayen ismi Can Kıraç, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı ve Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Tırsan ve UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) Başkanı Çetin Nuhoğlu, Royal Dutch/Shell Grubu Başkanlığı, Yenilenebilir Enerji G8 Zirvesi Eş Başkanlığı ve Global Compact Vakfı Başkanlığı gibi küresel deneyimlere sahip ünlü İngiliz iş adamı Sir Mark Moody Stuart ve eski Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Yargıcı ve Uluslararası Entegre Raporlama Yönetim Kurulu Başkanı Mervyn E. King konuşmalarıyla önemli mesajlar verdi.

KonusmacilarÇetin Nuhoğlu, Tuncay Özilhan, Mervyn E. King, Dr. Argüden, Can Kıraç ve Sir Mark Moody Stuart

Yaşama kalite katmak

Günün açılış konuşmasını yapan ARGE Danışmanlık Kurucu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, “Yaşam kalitesi ancak yönetim kalitesini artırarak geliştirilebilir. Bu nedenle, strateji: doğru işi yapmak, kalite: işi doğru yapmak, kurumsallaşma: başarıyı sürdürülebilir kılmak ve iyi yönetişim: yönetim kalitesini geliştirecek iklim ve güven ortamı oluşturmak kritik önemdedir.” dedi.

Açılış konuşmasının ardından Can Kıraç, “Dr. Argüden Koç topluluğuna nice katkısının yanında Koç topluluğunun anayasasını belirleyerek Vehbi Koç’un imzasıyla yayımlanmasını sağlamıştır. Dr. Argüden geliştirdiği fikirlerle öncülük yapan bir isim. Aziz dostum Dr. Argüden’e en içten sevgilerimle teşekkür ediyorum diyerek sözü Tuncay Özilhan’a bıraktı. Tuncay Özilhan, ‘ARGE Danışmanlık’la uzun yıllar çeşitli projelerde birlikte çalıştık. İş dünyasının her zaman vizyoner ve dünyayı yakından takip eden uzmanların fikirlerine ihtiyacı var. Strateji, kalite ve kurumsallaşma alanlarında ARGE daima Anadolu Grubu’na değer kattı. 25 senelik bir faaliyet süresi istikrarın ve başarının eseridir. “Yaşama kalite katmak” misyonuyla ARGE’nin ulusal ve uluslararası alandaki başarılarını çok iyi biliyoruz ve çok değer veriyoruz. Bugün küresel literatüre geçmiş birçok başarıya imza atan ARGE’yi tebrik ediyor, nice 25 yıllar diliyorum” dedi.

İsabetli öngörüleriyle ve vizyonerliğiyle yol gösteren Dr. Argüden’e teşekkürlerini sunan Çetin Nuhoğlu, kâr amacı gütmeyen Argüden Yönetişim Akademisi’ne destek olmayı bir görev olarak bildiğini belirtti.

‘Dünyaya ne katabiliriz’

Dr. Argüden moderatörlüğünde, Sir Mark Moody Stuart ve Mervyn E. King ile yapılan söyleşide, liderlik anlayışı masaya yatırılarak, tüm paydaşları içeren sorumlu liderlik anlayışı ve ‘Dünyaya ne katabiliriz’ düşüncesini içselleştiren bir vizyona yönelmenin önemi vurgulandı. Dr. Argüden panelin kapanışında, ülke içinde yaşam kalitesinin yükselmesi için tüm kurumlarda iyi yönetişim yapılmasını ve Türkiye’nin yurt dışındaki algı yönetimi için ise yapılan tüm iletişimde ‘Republic of Türkiye’ söyleminin kullanılmasını önerdi.

Haberler.com, 27.09.2016

Yıl 2002: AK Parti bunları yapacak mı?

Strateji, iş mükemmelliği ve kurumsallaşma konularında 400’ü aşkın şirketle binden fazla yönetim danışmanlığı projesi gerçekleştiren ARGE Danışmanlık’ın Kurucu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’in, 25’inci yıl kutlama mekânı olarak Boğaziçi Üniversitesi’ni (BÜ) seçmesi, 2002 yılında yaptığı şu saptamayla ilintili olabilir:

“2020 yılında entelektüel sermaye, finansal sermayeden çok önemli olacak.”

Dr. Argüden için Harvard Business School Dekanı Nitin Nohria’nın gönderdiği kutlama mesajında kullandığı “Modern çağın Rönesans düşünürü” ifadesi, salondakileri konferans boyunca peşinden sürükledi.

KÜRESEL LİDERLER KATILDI

Koç Holding’in emekli CEO’larından Can Kıraç, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı ve Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Tırsan ve UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) Başkanı Çetin Nuhoğlu, Royal Dutch/Shell Group başkanlığı, Yenilenebilir Enerji G8 Zirvesi eşbaşkanlığı ve Global Compact Vakfı başkanlığı gibi küresel deneyimlere sahip İngiliz işadamı Sir Mark Moody- Stuart ve eski Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Yargıcı ve Uluslararası Entegre Raporlama Yönetim Kurulu Başkanı Mervyn E. King’in konuşmalarıyla katkı sağladığı buluşmada, “Geleceği tasarlayanlar mı, geleceği öngörüyor” sorusu sorulmadı ama bence tam da yeriydi.

BÜ’de kurulan “Argüden Yönetişim Akademisi”ne 1.5 milyon dolar bağış da yapan Nuhoğlu kürsüye çıktığında, Argüden’in bugüne kadar kaleme aldığı yazılarından kesitler aktardı.

Argüden AK Parti’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden yalnızca 6 gün sonra kaleme aldığı bir yazısında şu soruyu soruyor:

“AK Parti bunları yapacak mı?”

Yeni hükümetin başarılı olmasını, şu 3 kritere bağlıyor: “Bir, atamaları yeteneklere göre yapmak; iki, ülkenin uluslararası konumunu güçlendirmek; üç, kaynakları verimli, etkin ve şeffaflık ilkesine göre kullanmak.”

Hâlâ en büyük sorunlarımızın kaynağı bu 3 noktada düğümleniyor ve biz bu soruları güncel kabul edebiliriz….

YOLSUZLUKLA MÜCADELE İLKESİ NASIL GİRDİ?

Kutlamada, Argüden moderatörlüğünde, Sir Moody-Stuart ve King ile düzenlenen mini bir panel de yer aldı.

1998-2001 yılları arasında Dutch/Shell Grubu’nun başkanlığını yapan, 2005 yılına kadar da yönetimde yer alan Sir Moody- Stuart’ın verdiği örnek, kapitalist düzende hazmı en zor mönünün “yolsuzlukla mücadele” olduğunu ortaya koyuyor.

Sir Moody-Stuart, 2003 yılında, BM Global Compact Danışma Kurulu’na davet edildiğinde yaşadıklarını anlatıyor:

“Raporlamalara yolsuzlukla mücadele performansının girmesini şart koştum. Zor ikna oldular. ‘Asla 11’inci ilke olamayacak’ diye taahhüt ettiler. Yolsuzlukla mücadele olmadan başarı mümkün değil.”

Yönetim kurulunda Argüden’in de yer aldığı ve 2000 yılında imzaya açılan BM Global Compact’a, böylelikle 10’uncu madde olarak giren “Yolsuzlukla Mücadele” başlığına; “İş dünyası rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla savaşmalı” cümlesi girebiliyor.

Hatırlayalım: Türkiye’nin 2015 yılındaki G20 dönem başkanlığında oluşturulan B20 (İş Dünyası-20) açılım grubunda, tartışmalı bir süreçten sonra “Yolsuzlukla Mücadele Grubu başkanı” belirlenebilmişti.

145 ülkede, 12 bin kurum, şirket ve STK’nın imzaladığı BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde, Türkiye’den 300 imzacı yer alıyor.

Argüden, Türkiye’de toplam sayının azlığına karşılık en büyük 20 şirketten 15’inin imzacılar arasında olmasıyla teselli buluyor.

TURKEY YERİNE TÜRKİYE

Panelin kapanışında, yurtdışı ülke tanıtımlarında İngilizce karşılığı hindi olan “Turkey” kelimesi yerine, “Republic of Türkiye” söyleminin kullanılmasını öneren Argüden, davetlilerin toplantının yapıldığı BÜ Albert Long Hall salonundan, şu 3 fikirle çıkmalarını istedi:

1- Kurumlara duyulan güvenin artması için iyi yönetişim ilkelerinin yerleşmesinin takipçisi olmalıyız. Bunun için lobi yapmalıyız.

2- Sorumlu liderlik, çevreyi, paydaşları, toplumu etkileme gücüdür. Çevrelerini düşünenler ancak o çevrede yaşayabilirler.

3- Dünyaya ne katkı sağlıyoruz sorusunu sormalıyız.

Argüden, UN Global Compact’ı imzalayan ilk Türk şirketi ARGE’nin yanı sıra, 50’yi aşkın şirketin yönetim kurulunda yer alıyor, dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Rothschild’ın, Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürütüyor.

Bu tavsiyeleri verirken, bir bildiği vardır!

Serpil Yılmaz, Haber Türk, 30.09.2016

ARGE Danışmanlık’tan
Sürdürülebilir Başarı Modeli

Sürdürülebilir Başarı Modeli©, ARGE’nin sahip olduğu deneyim ve bakış açısı ile kuruluşunun 30. yılında geliştirildi. Model, entegre düşünce (stratejik ve sorumlu liderlik), EFQM 2020 Modeli (Kurum bütününde sürekli gelişme kültürü ile etkin uygulamaların yaygınlaştırılması) ve (paydaşların güvenini kazanmak ve yönetişim kalitesini iyileştirmek için) değer raporlaması / entegre raporlama yaklaşımlarından esinlenmiştir.

Kitabı pdf olarak indirmek için tıklayın.

Sosyal Sorumlulukta
Avrupa’ya Örnek

UN Global Compact
İlk İmzacı: ARGE Danışmanlık

Dünyada yüzlerce şirket ve sivil toplum kuruluşu tarafından imzalanan “Küresel İlkeler Sözleşmesi”’ni imzalayan ilk Türk şirketi ARGE Danışmanlık oldu.

22 Eylül 2005- Türkiye’de yönetim kalitesini ve sivil toplum kuruluşlarını geliştirme konusundaki öncü çalışmalarıyla tanınan ARGE Danışmanlık, 2002 yılında Avrupa Parlamentosu’ndaki Gençlik Zirvesinde kurumsal sosyal sorumluluk konusunda Avrupa’ya örnek en iyi üç şirket arasında değerlendirilmişti. ARGE Danışmanlık, Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan “Sorumlu Girişimcilik” (Responsible Entrepreneurship) kitabında da yer alan tek Türk şirketi oldu. ARGE’nin, kurumsal sosyal sorumluluk konusundaki çalışmaları birçok üniversitede vaka çalışması olarak işleniyor (Boğaziçi Üniversitesi tarafından hazırlanan çalışma European Case Clearing House tarafından dünya üniversitelerine sunuluyor.)

Türkiye’de en iyi tanınan yönetim danışmanlığı firmaları arasında yer alan ARGE Danışmanlık, şirket politikası olarak çalışanlarının haftada bir günlerini gönüllü olarak topluma yararlı faaliyetlere ayırmalarını teşvik ediyor. ARGE çalışanlarının KalDer’in Ulusal Kalite Hareketi’ni başlatmasına ve Sivil Toplum Örgütleri için ayrı bir ödül kategorisi oluşturmasına, Boğaziçi Üniversitesi’nin STK Yönetici Eğitim Sertifika Programı oluşturmasına ve Özel Sektör Gönüllüler Derneği’nin toplumda gönüllüğü teşvik edecek çalışmalarına katkıları oldu. TESEV’in kurumsal sosyal sorumluluk konusundaki çalışmalarına da katkıda bulunan ARGE Danışmanlık’ın, bu konuda yayınladığı bir de kitap var.

Kurumları geleceğe hazırlama misyonuyla çalışan ARGE Danışmanlık, strateji, iş mükemmelliği ve kurumsallaşma konularında hizmet veriyor ve Balanced Scorecard, Değer Yönetimi, İtibar Yönetimi, Değişim Yönetimi, Entelektüel Sermaye gibi öncü yönetim kavramlarının ülkemizde uygulanmasına destek veriyor.

1999 yılı Dünya Ekonomik Forumu’nda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın girişimiyle başlatılan “Küresel İlkeler Sözleşmesi” dünyada yüzlerce şirket ve sivil toplum kuruluşu tarafından imzalandı. Küresel İlkeler Sözleşmesi (Global Compact) yasal yaptırımı olmayan gönüllü bir uygulama. Uygulama, insan hakları, çalışan hakları, çevre ve yolsuzluk gibi konular çerçevesinde 10 temel prensip etrafında şekillenen bir yol haritasıdır. Bu sözleşmeye katılım şirketlere bir çok kazanç sağlıyor:

– Sürdürülebilir büyüme, kurumsal sosyal sorumluluk gibi konularda öncü bir konum kazanmak,
– Kritik durumlarda risk yönetimi için yol gösterici bir dizi ilkeye sahip olmak,
– Birleşmiş Milletlerin küresel hedeflerine katılarak hükümet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlerin birleşmesiyle toplumsal sorunlara çözüm üretebilmek,
– Kurumsal marka değerini yükseltmek,
– Çalışanların verimliliğini ve motivasyonunu artırmak,
– Küresel işbirliklerine kolay uyum sağlamak,
– Özel fonlara ulaşarak daha ucuz fonlama maliyetlerine ulaşabilmek.

BT İnsan

Avrupa Parlamento’sunda
Geleceği Şekillendirme Ödülü

Avrupa Birliği’nden tarih almaya çalıştığımız bu günlerde, küçük bir Türk şirketi, Avrupa’nın dev şirketlerini geride bırakarak, “Geleceği şekillendirmek” konulu yarışmada Avrupa’da ilk üçe girdi.

ARGE Danışmanlık Şirketi, sivil toplum kuruluşlarını geliştirme konusundaki çalışmaları ile “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” alanında finale kalan üç şirketten biri oldu. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu’nun desteğinde kurulan Generation Europe organizasyonunun bu yıl yaptığı yarışmada büyük ödülü alacak kuruluş, 2 Aralık’ta Brüksel’de belirlenecek ve ödül Avrupa Parlamentosu’nda verilecek.

Konu ile ilgili bir basın toplantısı düzenleyen ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, bu başarımızın sadece ARGE için değil, Türkiye için de bir onur olduğunu söyleyerek, “Kaliteli çalışmalar uluslararası camiada tanınıyor ve hak ettiği takdiri kazanabiliyor. Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla Avrupa’da ilk üçe girmemiz bu gerçeği bir kez daha kanıtlamış oldu” dedi. Kurumları geleceğe hazırlama misyonu üstlenmiş olan ARGE Danışmanlık, arzu eden şirketlere iş mükemmelliği, strateji ve kurumsallaşma konularında hizmet veriyor.

Türkiye
21.11.2002

Dünya Ekonomik Forumu
Üyesi: ARGE Danışmanlık

Dünya Ekonomik Forumu Profesyonel Hizmetler Sektörü Çalışma Grubu’nda küresel danışmanlık şirketleri liderleriyle birlikte görev aldı.

Hans-Paul Bürkner, BCG
Ian Davis & Dominique Barton, McKinsey
Frank Brown, PwC
Christine Lagarde, Baker & MacKenzie
Orit Gadiesh, Bain & Co

ARGE Danışmanlık
B20 Bilgi Ortağı

G20 Zirvesinde Devlet Başkanlarına sunulacak önerilerin belirlenmesi için yapılan hazırlık çalışmaları kapsamında 1 Haziran 2015 tarihinde Paris’te OECD Genel Merkezinde gerçekleştirilen paneli ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden yönetti. Panele, UN Global Compact Vakfı Başkanı Sir Mark Moody-Stuart, Uluslararası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri John Danilovich, OECD Düzenleyici Politikalar Başkanı Nikholai Malysev, Entegre Raporlama Platformu CEO’su Paul Druckman ve Dünya Bankası Avrupa Özel Temsilcisi Stefan Emblad konuşmacı olarak katıldılar.

Paris, 1 Haziran 2015 – G-20 zirvesi 15 – 16 Kasım tarihlerinde Devlet Başkanlarının katılımı ile Antalya’da gerçekleştirilecek. G20 zirvesinde Devlet Başkanlarına, iş dünyası sorunlarının çözülmesine katkı sağlayacak öneriler B20 (Business20) Platformu tarafından hazırlanıp sunuluyor. Bu yıl Türkiye’nin Başkanlığını üstlendiği B20 Platformu “Yönetişim ve Sürdürülebilirlik” (Governance and Sustainability) konulu bir çalışma başlattı. Çalışmanın başlatılmasında 2015 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Hedefleri belirlenecek olması ve Aralık ayında Paris’te İklim Zirvesi gerçekleşecek olması da rol oynadı.

B20 Yönetişim ve Sürdürülebilirlik çalışmasının Bilgi Ortağı ve Danışmanı (Knowledge Partner) olarak ARGE Danışmanlık seçildi. ARGE gerek B20 çerçevesinde üye ülkelerde gerçekleştirdiği anket çalışması ile gerek bu konudaki bilgi birikimi ile G20 Liderlerine öneri hazırlama görevini üstlenmiş bulunuyor. ARGE Danışmanlık, 2010 yılından bu yana yapılan B20 çalışmalarında Bilgi Ortağı olarak seçilen tek Türk danışmanlık şirketi oldu.

Panelde yaşanabilir ve katılımcı bir gelişme açısından yönetişim ve sürdürülebilirliğin önemi, iş dünyasının rolü, devletlerin rolü, gönüllülük yaklaşımının etkileri, şeffaflık ve raporlamanın önemi ile OECD ve Dünya Bankası gibi çok taraflı yapıların bu konuda sağlayacağı destek tartışıldı.

Toplantıya katılımcı olarak G20 ülkelerinden gelen iş dünyası temsilcileri, B20 Türkiye Sekretaryası üyeleri katıldılar. Panel sonrasında toplantıya katılımcıların da görüş ve önerileri alındı.

Toplantıda ARGE Danışmanlık yetkililerinden Dr. Yılmaz Argüden’in yanı sıra Pınar Ilgaz ve Dr. Erkin Erimez’de hazır bulundular.

B20, Paris’te “Yönetişim ve Sürdürülebilirlik” Paneli DüzenlendiPaul Druckman (CEO, Entegre Raporlama), John Danilovich (Genel Sekreter, ICC), Dr. Yılmaz Argüden (ARGE Danışmanlık, B20 Knowledge Partner), Stefan Emblad (Dünya Bankası Avrupa Direktörü), Nikolai Malyshev (OECD, Düzenleyici Politikalar Başkanı)

ARGE Avrupa Kalite Vakfı
EFQM Akredite Danışmanı

Kuruluşundan itibaren EFQM çalışmalarına destek veren ARGE Danışmanlık, Akredite EFQM Danışmanlık Kuruluşu ve Akredite Eğitim Kuruluşudur. Türkiye’deki öncü uygulamalarıyla EFQM’e de ilham kaynağı olmuş, EFQM 2020 Modeli’nin geliştirilmesine de Türkiye’den tek entelektüel katkı sağlayan kurum olmuştur.

ARGE, IIRC
Lisanslı Gelişim Ortağı

ARGE Danışmanlık, Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi Lisanslı Gelişim Ortağı olan ilk ve tek Türk danışmanlık şirketi

ARGE, Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketi kurulduğu 1991 yılından bu yana “yaşam kalitesi yönetim kalitesi ile artar” misyonu ile faaliyetlerini gerçekleştiriyor. ARGE kurulduğu günden bu yana sosyal ve entelektüel sermayenin geliştirilmesinin öneminin farkında olarak faaliyetlerini sürdürüyor. ARGE Danışmanlık ortakları kuruluşundan bu yana gönüllü olarak her hafta bir günlerini sivil toplum kuruluşlarını desteklemeye ve yılda en az bir aylarını entelektüel sermayelerini geliştirmeye ayırıyorlar. ARGE’nin Kurumsal Sosyal Sorumluluk faaliyetlerinin etkili sonuçlar üretmesi 2002 yılında “Geleceği Şekillendiren” en iyi 3 şirketten biri olarak Avrupa Parlamentosu’ndaki Ödül Töreninde taçlandırıldı.

ARGE, yönetim kalitesi, yönetişim ve sürdürülebilirlik alanlarındaki fikir önderliğiyle tanınıyor. ARGE, Küresel İlkeler Sözleşmesini (UN Global Compact) imzalayan ilk Türk şirketidir. ARGE aynı zamanda Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye ağının kurulmasında öncü rol üstlenmiştir. ARGE Yönetim Kurulu Başkanı, UN Global Compact Ulusal Ağlar Dünya Başkanı seçilerek dünyanın en yaygın sürdürülebilirlik platformunun gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.

ARGE, 1991 yılından bu yana gelişimine destek verdiği Avrupa Kalite Vakfı’nın (EFQM) Onaylı Danışman Kurumları arasında yer alan ilk Türk şirketi olmuştur. ARGE, Türk şirketlerinin Avrupa Kalite Ödüllerinin kazanmasını sağlayan Ulusal Kalite Hareketinin hayata geçirilmesine de öncülük yapmıştır. ARGE, OECD’nin İş Dünyası Danışma Kurulunda ve IFC Kurumsal Yönetişim Danışma Kurulunda yer alarak yönetişim konusunda küresel gelişmelere aktif katkı sağlıyor.

ARGE Türkiye’nin G20’nin başkanlığını yaptığı 2015 yılında B20 Bilgi Ortağı olarak görev üstlendi. 2015 yılından bu yana B20 çalışma gruplarına katkı sağlamayı sürdürüyor. B20 Bilgi Ortağı olarak gerçekleştirdiği çalışmalar ile Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) ile yakın iş birliği içinde çalışmış ve G20 Liderlerine sunulmak üzere sorumlu liderlik ilkelerinin ve Entegre Raporlamanın geleceğin raporlama yaklaşımı olarak benimsenmesinin öneren politika önerilerini hazırlamıştır.

ARGE 2014 yılında “Daha kaliteli bir yaşam ve sürdürülebilir bir gelecek için yönetişim kalitesini geliştirmek” misyonu ile Argüden Yönetişim Akademisi’ni kurdu. Argüden Yönetişim Akademi kuruluşundan itibaren entegre düşünce yaklaşımını benimsemiş, Türkiye’nin ilk Entegre Raporunu yayınlayan kurum ve dünyada da Entegre Rapor hazırlayan ilk on sivil toplum kuruluşundan biri olmuştur. Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı’nın 2019 raporu rekor sayılacak 40 gün içinde hazırlanmıştır. Bu Argüden Yönetişim Akademisinin entegre düşünce anlayışını günlük hayatına adapte ettiğinin en güzel göstergesidir. Hem ARGE Danışmanlık, hem de Argüden Yönetişim Akademisi Entegre Raporlama Türkiye Ağının aktif üyeleridir.

ARGE Danışmanlık, Kadıköy Belediyesinin dünyada ile Entegre Rapor hazırlayan yerel yönetim olmasını sağlayan süreçte danışmanlık vermiş ve rapora esas olan Modeli geliştirmiştir. Bu model tüm paydaşların katılımı ile yerel düzeyde kapsayıcı bir şekilde değer yaratma kapasitesinin geliştirmesini hedefleyen bir modeldir. Model Entegre Raporlama, EFQM, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve OECD iyi yaşam endeksi kavramları kullanılarak geliştirilmiştir.

ARGE Danışmanlık’ın yönetim danışmalığı, müşterileri ile birlikte strateji oluşturma ve kurumların yetkinliklerinin geliştirilmesi konularındaki uzmanlığı ve değişim lideri olarak gerçekleştirdikleri, ARGE’nin entegre düşünceyi benimsemeyi hedefleyen özel, kamu ve sivil toplum kuruluşları için ideal bir iş ortağı olmasını sağlıyor.

“Güven, iyi yönetişimin özü ve sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Entegre Raporlama yaklaşımının temelini oluşturan entegre düşüncenin hayata geçirilmesi paydaşların güvenini kazanmanın yoludur.”
Dr. Yılmaz Argüden, Yönetim Kurulu Başkanı – ARGE Danışmanlık

Uluslararası Yönetim Danışmanlık Sertifikası

ARGE ortaklarından Murat Yalnızoğlu’nun Yönetim Danışmanlığı Derneği (YDD) Başkanlığı’nı yürüttüğü dönemde, Uluslararası Yönetim Danışmanlığı Sertifikası (ICMC) verilmeye başlandı. Bu dönemde, ARGE politika olarak tüm danışmanlarının bu sertifikaya sahip olmasını destekledi.

ARGE ortaklarından Pınar Ilgaz’ın YDD Başkan Yardımcılığı döneminde ise, Yönetim Danışmanlığı Derneği ilk uluslararası meslek konferansını İstanbul, Çırağan Sarayı’nda düzenledi.

Dr. Argüden’e
Uluslarası Basından İlgi

Avrupa’ya Kim Bakar,
Avrupa’yı Kim Takar?

Dr. Argüden’in önerisiyle geliştirilen ilan Avrupa’ya en iyi mesajı verdi.

Balanced Scorecard
Türkiye’de

Renaissance Worldwide – ARGE işbirliği ile yeni bir yönetim sistemi olan “Balanced Scorecard” Türkiye’ye taşınıyor. Son beş yılda başarılı şirketler tarafından en çok kullanılan Balanced Scorecard yaygın strateji uygulama metodolojisi sunuyor.

Milliyet İK, 13 Aralık 1998

ARGE Danışmanlık’tan
Yarını Arayışlar

Gila Benmayor,
Hürriyet Gazetesi, 17 Şubat 2004

TOBB Kurumsallaşma için ARGE Danışmanlık’la Çalışıyor

ARGE, ABİGEM & İŞGEM’in Kuruluşunda Danışman

Dünya, Microsoft ve ARGE İşbirliğiyle Hayırlı İşler Anadolu

Microsoft ve Dünya Gazetesi işbirliğiyle ARGE Danışmanlık, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde KOBİ, STK ve yerel yönetimleri ufuk açıcı yeni yönetim anlayışlarıyla tanıştırıyor.

İş Dünyası için
Yerel Kalkınma Rehberi

Yönetim Kurullarının
Doktoru

Argüden, Erdemir’in
Yönetim Kurulu Başkanı

Rothschild & Co – Türkiye
Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye’nin hızlı ekonomik gelişimine daha etkin bir katkı sağlamak isteyen, dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Rothschild, Türkiye Temsilcisi olarak Dr. Yılmaz Argüden’i seçti. Birçok lider şirkete stratejik danışmanlık hizmetleri veren ve yönetim kurullarında bağımsız üye olarak yer alan Dr. Yılmaz Argüden, 2005 yılından bu yana Rothschild’ın danışmanlığını, 2007 yılında kurulan Türkiye ofisinin de kuruluşundan itibaren Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapıyor.

Rothschild Hakkında

Rothschild ailesi tarafından kontrol edilen Rothschild yatırım bankası 200 yıllık deneyimi ve 25 değişik ülkedeki 3000’i aşkın çalışanıyla dünyanın önde gelen yatırım bankaları arasında yer alıyor. Rothschild, büyük şirketlere, önde gelen aile şirketlerine ve girişimcilere kaliteli, özel hizmet sunma stratejisi çerçevesinde son dönemde Türkiye’deki birçok şirket alım-satımı veya ortaklığının oluşmasına da katkı sağladı. Son dönemde Türkiye’deki en aktif yatırım bankalarından olan Rothschild, Türk Telekom için özelleştirme alternatifleri geliştirilmesinde, Aycell ile Aria’nın birleşmesinde, ve Telsim’in satışında Türk Hükümetine danışmanlık hizmeti verdi. Ayrıca, Türk Ekonomi Bankası hisselerinin bir kısmının BNP Paribas bankasına satışında Çolakoğlu ailesine; Garanti Bankasına ortak olmasında GE Consumer Finance şirketine; ve Denizbank hisselerinin satın alımında Dexia’ya danışmanlık hizmeti verdi.

UN Global Compact
Yönetim Kurulu’nda

Geçtiğimiz yıl kurulan UNGC Ulusal Ağlar Dünya Danışma Kurulu, Dr. Argüden’i Başkan seçti.  110 ülkenin Ulusal Yerel Ağını temsil eden Kurulun Başkanı olarak Dr. Argüden, UN Global Compact Yönetim Kurulu’nda da görev yapacak. 

10,000’i aşkın imzacısıyla dünyanın en yaygın sürdürülebilirlik platformu olan UN Global Compact ‘sürdürülebilir ve kapsamlı küresel ekonomi’ vizyonuyla çalışıyor.

UN Global Compact Yönetim Kurulu Başkanlığını BM Genel Sekreteri  Ban Ki-moon yapıyor ve Yönetim Kurulunda Unilever, BASF, Citibank, Petrobas, Sabancı Holding, Sinopec, Dünya Ekonomik Forumu, ICC, Transparency International, UNI Global Union gibi kurumların başkanları da yer alıyor. Böylelikle, Birleşmiş Milletlerin bu önemli inisiyatifinin Yönetim Kurulunda iki Türk görev alıyor: Güler Sabancı ve Dr. Yılmaz Argüden.

Dr. Yılmaz Argüden Global Compact’i imzalayan ilk Türk şirketi ARGE Danışmanlık’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve UN Global Compact Türkiye Başkanı olarak geliştirdiği Sektörel Yayılım Stratejisi ve Paydaşları Kaldıraçlama Yaklaşımıyla diğer Ulusal Ağlara sunduğu en iyi uygulama örnekleriyle tanınıyor.

UN Global Compact Ofisine rehberlik etmek ve yerel ağlar arasındaki ilişkileri artırmak üzere kurulan Ulusal Ağlar Danışma Kurulu’nda Global Compact Türkiye Başkanı       Dr. Yılmaz Argüden, Azerbaycan, Belarus, Bosna Hersek, Bulgaristan, Ermenistan, Makedonya, Polonya, Rusya, Sırbistan, Ukrayna ve Türkiye Ulusal Ağlarından oluşan Doğu Avrupa Ülkelerini temsilen görev yapıyor. Dr. Argüden, dünyanın diğer bölgelerini temsil eden üyeler tarafından Yerel Ağlar Danışma Kurulu Başkanı seçildi.

UN Global Compact (Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi), sürekli rekabet içindeki iş dünyasında ortak bir kalkınma kültürü oluşturmak üzere evrensel ilkeler öneren yenilikçi bir kurumsal sorumluluk yaklaşımıdır. Vizyonu, “sürdürülebilir ve kapsamlı küresel ekonomi” olan Sözleşme’ye taraf olmak tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır.

Bu kapsamda, insan hakları, çalışma koşulları, çevre koruma ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında 10 temel prensip belirlenmiştir.

Bugün, dünyanın en kapsamlı gönüllü platformunu oluşturan binlerce şirket, sendika ve sivil toplum örgütü,  bu evrensel ilkeleri; iş stratejilerinin, operasyonlarının ve kültürlerinin bir parçası haline getireceklerini ilan ederek UN Global Compact’e katılmaktadır.

Türkiye’den 250’yi aşkın kurum sözleşmeyi imzalamıştır.  UN Global Compact, Türkiye’de de kurumsal sürdürülebilirlik kavram ve fikrinin yayılması ve kalkınma hedefine yönelik olarak iş dünyasıyla işbirliği yapılması açısından önemli katkılar sağlamıştır.

UN Global Compact Türkiye Ağı geliştirdiği yenilikçi Sektörel Yayılım Stratejisi ve Paydaşları Kaldıraçlama Yaklaşımı ile dünyadaki diğer ulusal ağlara örnek gösterilmektedir.

UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu’nda Akkök, Anadolu Efes, ARGE Danışmanlık, Bilim İlaç, Borusan Holding, Coca Cola İçecek, Doğuş Otomotiv, Borsa Istanbul, Koç Holding, Sabancı Holding, TİSK, TSKB, TÜSİAD, Yüksel Holding, ZED Tanıtım ve Zorlu Holding’in temsilcileri yer almaktadır.

14 Şubat 2014

Argüden Yönetişim Akademisi
Kuruldu

ARGE Danışmanlık Şirketi’nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden ile sohbet şaşmaz bir şekilde “yönetişim” üzerine döner.

Nitekim bu kez de öyle oldu. Farsçaya dahi çevrilen “Yönetişimin Anahtarları“nın (kitap İngilizce yazıldı) yazarı Argüden‘in yönetişim tarifini çeşitli vesilelerle yazmıştım.

Bir kez daha tekrarlıyorum: “Yönetişim, yönetimin üzerinde bir kavram. Yönetimin nasıl denetleneceğini, nasıl yönlendirileceğini belirleyen bir mekanizma“. Bu mekanizmada devlet, özel sektör ve sivil toplum var. Pek aşina olmadığımız şeffaflık, hesap verme, denetim, tutarlılık, yerel bazda kararlara katılım, kurumlara güven gibi kavramları içeriyor.

Türkiye’de BM’nin “Küresel İlkeler” sözleşmesini ilk imzalayan kişi olan ARGE Yönetim Kurulu Başkanı’nın yeni göz ağrısı “Argüden Yönetişim Akademisi“.

Amacım yönetişim kavramının Türkiye çapında yayılması. Üniversitelere dersler konsun, sivil toplum, bürokrasi bunun eğitimini alsın. ARGE olarak birikimimizi gönüllü sunmaya, eğitim vermeye hazırız ” diyor Argüden. Yönetişimin “Don Kişot”u olarak.

Akademi tam bu sıralar OECD‘nin “iyi yönetişim ilkeleri“ni İngilizceden Türkçeye çeviriyormuş. Biter bitmez Ankara‘da çeşitli çevrelerle paylaşacak.

Yönetişim konusunda Kuzey Avrupa ülkelerinin eline hiçbir ülke su dökemez. Ancak Argüden‘in verdiği bilgiye göre, Yeni Zelanda bu konuda “devlet bilançosuyla” bir ilke imza atmış. Nedir bu bilanço derseniz? Devlet halkıyla bugün aldığı kararların gelecekteki etkilerini paylaşıyor.

Şöyle bir örnek vereyim. Bugün çok tartışılan Kanal İstanbul gibi bir proje gelecekte İstanbul‘u, insanları, Marmara Denizi‘ni ve en önemlisi bütçeyi nasıl etkileyecek? Yeni Zelandalı olsaydık öğrenebilirdik belki!

Bu arada ARGE‘nin yönetişimle ilgili danışmanlık verdiği kamu kurumları arasında Elazığ Belediyesi’nin de olduğunu öğrendim. Elazığ, birkaç yıl önce hapis dahil 40 kadar kişinin çeşitli cezalara çarptırılmasıyla sonuçlanan büyük bir yolsuzluk skandalıyla sarsılmıştı. ARGE önümüzdeki ayın sonunda Elazığ‘da düzenleyeceği kurultayda şehrin stratejik planının hangi yöntemlerle uygulanacağını ele alacak. Sanırım Elazığ Türkiye’de yönetişimle ilgili böyle bir açılım yapan ilk şehir olacak.

Yolsuzluk skandalından iyi bir ders çıkartmış. Darısı tüm Türkiye’ye diyeceğim…

Gila Benmayor,
Hürriyet Gazetesi, 21.10.2014

Argüden Yönetişim Akademisi
BÜVAK bünyesinde Fon kurdu

Rektör Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu ve ARGE Danışmanlık Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’in katıldığı imza töreni ile BÜVAK bünyesinde Argüden Yönetişim Akademisi Şartlı Bağış Fonu oluşturulmasına yönelik anlaşma imzalandı.

Boğaziçi Üniversitesi Haberler / 1 Aralık 2014

TIRSAN’dan Akademi’ye
Yönetişim için Büyük Bağış

Yönetişim konusundaki bilgi birikimini toplumla paylaşmak üzere faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen Argüden Yönetişim Akademisi’nin ilk bağışçısı Tırsan A.Ş oldu.

Tırsan Yönetimi Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, Boğaziçi ÜniversitesiVakfı (BÜVAK) bünyesinde oluşturulan Argüden Yönetişim Akademisi Bağış Fonu’na 1.5 milyon dolar bağışta bulundu.

Boğaziçi Üniversitesi Vakfı Başkanı ve aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu ve Argüden Yönetişim Akademisi Direktörü Barış Dinçer’in katılımı ile düzenlenen imza töreninde Tırsan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, Argüden Yönetişim Akademisi’ne eğitimve araştırma faaliyetlerinde kullanılmak üzere 1.5 milyon ABDDoları bağışta bulundu.

Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen imza töreninde yapılan konuşmalarda farklı görüşlere yer verildi.

Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) Başkanlığı görevini yürüten Çetin Nuhoğlu “Gelişmenin temeli güvendir. Vatandaşların ve paydaşların güvenini kazanmak ise katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi iyi yönetişim ilkelerini her alanda hayata geçirmekle sağlanabilir. Bu nedenle, sürdürülebilir büyüme için başta kamu sektörü olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve özel sektörde de iyi yönetişim anlayışını geliştirmeliyiz. OECD’nin 2014 yılı Türkiye raporunda yer alan bir araştırmaya göre Türkiye’de istihdam edilen işçi başına üretilen artı değer, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerde yerli şirketlere oranla iki kat daha fazla. Bu da, problemin bir kaynak sorunu değil, yönetim anlayışı sorunu olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Nuhoğlu, projeyi desteklemelerinin ardındaki nedenleri açıkladı:

“Sürdürülebilir büyüme için rekabet edebilirlik, rekabette avantajlı olmak için ise Ar-Ge, inovasyon ve yönetim kalitesi temel yetkinliklerdir. Türkiye’de sürdürülebilir rekabet edilebilirlik aslen bireysel başarılara veya ülkenin genel büyüme potansiyeline bağlanmamalıdır. Yaşam kalitemizi geliştirmek için toplumda bu yetkinlikleri artırabilecek katılımcı politika oluşturma süreçleri oluşturulmalıdır. Yönetişim alanında uluslararası bir isim olan Dr. Argüden öncülüğünde kurulan bu Akademinin sürdürülebilirlik için gerekli yönetişim anlayışının yerleşmesi yönünde önemli bir açığı dolduracağına güveniyor, bu nedenle de bu fikre yatırım yapılması gerektiği inancıyla bu projeye destek oluyoruz. Biz Tırsan olarak her zaman başarıya giden yola ışık tutulmasına destek oluruz.”

“Türkiye’nin 21. Yüzyılı genç ve dinamik bir nüfus yapısı ile karşıladığını, böylesi bir fırsatın heba edilmemesi gerektiğini” belirten Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu ise “iyi yönetişimin bir kültür, bir iklim ve bir davranışlar bütünü olduğunun altını çizerek “bu bakımdan yönetişim anlamında yetkin ve vizyon sahibi gelecek nesil liderlerin yetiştirilmesinin kritik önemde olduğunu” söyledi.

Prof. Dr. Barbarosoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öğrenciliğinden bu yana hem akademik alanda, iş dünyasında ve kamu sektöründe, hem de sosyal sorumluluk konularında gösterdiği liderlik ile örnek mezunlarımızdan olan Dr. Argüden’in öncülüğünde kurulan Argüden Yönetişim Akademisi ile BÜVAK arasında bağış platformu üzerinden bir işbirliği sunmaktan mutluluk duymaktayız. Boğaziçi Üniversitesi’nin değerli öğretim üyelerinin de, geliştirilecek yönetişim odaklı eğitim ve araştırma faaliyetlerine destek olacaklarını düşünüyorum.”

Argüden Yönetişim Akademisi: Yönetişimde eğitim, araştırmanın yeni adresi

Kâr amacı gütmeyen Akademi, ARGE Danışmanlık tarafından yönetişim konusundaki bilgi birikimini toplumla paylaşmak üzere faaliyet göstermek üzere 2014 Şubat ayında kuruldu. ‘İyi yönetişim, kaliteli yaşam’ anlayışıyla yola çıkan Akademi kamu, sivil toplum ve özel sektör kuruluşlarında yönetişim kalitesini artırmaya yönelik faaliyetler yürütüyor. Bu amaçla akademik kurumlar, uluslararası kuruluşlar ve konu ile ilgili sivil toplum kuruluşları ile ortak eğitim ve araştırma projeleri geliştiriyor.

Argüden Yönetişim Akademisi’nin Direktörlüğünü daha önce Dünya Bankası, Harvard Üniversitesi, OECD gibi uluslararası kuruluşlarda önemli çalışmalara imza atan Barış Dinçer yürütüyor. Barış Dinçer, 2014 Haziran ayında Columbia Üniversitesi Ira Millstein Merkezi tarafından verilen prestijli Kurumsal Yönetişimin Yükselen Yıldızı Ödülünü de kazanmıştı.

Akademi’nin Koordinasyon Kurulu Başkanlığını hekimliği ve sağlık alanında akademik ve idari yöneticilik görevleri yanı sıra Etik ve İtibar Derneği Kurucu Başkanlığı ve Sağlıkta Kalite İyileştirme Derneği Kurucu Başkan Yardımcılığı görevlerini başarı ile yürüten Prof. Dr. Metin Çakmakçı yapıyor. Başkan Yardımcılığı görevini ise ARGE Danışmanlık ortaklarından Pınar Ilgaz üstleniyor. Koordinasyon Kurulu’nda ayrıca, BÜVAK’ı temsilen Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Ünal Zenginobuz, McKinsey deneyimli Gizem Argüden ve Akademi Direktörü Barış Dinçer yer alıyor.

Akademi’nin Akademisyenler Kurulu’nda ise Prof. Dr. Ünal Zenginobuz, Prof. Dr. Vedat Akgiray ve Dr. Erkin Erimez yer alıyorlar.

Milliyet Gazetesi / 06 Aralık 2014, Cumartesi

Argüden Yönetişim Akademisi
Vakıf Statüsü Kazandı

Faaliyetlerine Boğaziçi Üniversitesi Vakfı bünyesinde şartlı bağış fonu kurarak başlayan Argüden Yönetişim Akademisi, kuruluşunun beşinci yılında bağımsız vakıf statüsü kazanmıştır.

İyi Yönetişim
Kaliteli Yaşam!

CEO Sadece Şirketi Değil
Dünyasını da Yönetebilmeli

Sivil Toplumda İyi Yönetişim
Katılımcı Demokrasinin Temeli

İyi Vatandaşlık, Sorumluluk Üstlenmeyi Gerektirir

Belediye Yönetişim Karnesi
OECD’de Örnek Gösteriliyor

Argüden Yönetişim Akademisi’nin kendi özgün metodolojisiyle geliştirdiği Belediye Yönetişim Karnesi, OECD tarafından yerel yönetimlerde yaşam kalitesini geliştirmek üzere örnek proje olarak gösterildi.

Kamuda Vatandaş Merkezli İyi Yönetişim ve Yaşam Kalitesi

Argüden Yönetişim Akademisi’nin geliştirdiği Büyükşehir Belediye Yönetişim Karnesi araştırmasında Türkiye’deki 27 büyükşehir belediyesi incelendi. Araştırmaya göre, en yüksek puan alan karneye sahip olanlar da dâhil olmak üzere, tüm belediyelerin önemli gelişim alanları bulunduğu saptandı.

İyi yönetişim bir kültür ve bu kültürün yayıldığı iklimdir. Bu kavram aslında bu toprakların hiç de yabancı olmadığı bir kavram. “Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san. Dört kitabın manası budur, eğer var ise” diyen Yunus Emre’den; iyi ahlak, yardımseverlik, kardeşlik gibi meziyetleri barındıran Ahilik’ten ayrı düşünülemeyecek bir “birlikte iyi yaşama kültürü ve o kültürün yaşatıldığı bir iklimdir iyi yönetişim”. İyi yönetişimi benimseyen kurumlar toplumun sorunlarıyla ilgili sorumluluk üstlenir, üstlendiği sorumluluğu yerine getirirken attığı adımlar tutarlı ve adil olur, aldığı kararlarla ilgili şeffaf bir şekilde hesap verebilir ve paydaşlarının katılımıyla aldığı bu kararların sonucu etkilidir. Bu sayede kuruma duyulan güven ve memnuniyet düzeyi artar.

Büyükşehirler vatandaşın yaşam kalitesini belirler

Dünya nüfusunun 4’te 3’ü büyükşehirlerde yaşıyor. Büyükşehirlerde iyi yönetişim kültürünün yaygınlaştırılması ve benimsenmesi bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.

Büyükşehirlerde iyi yönetişim kültürü güçlendiğinde çevre, insan ve ekonomi üzerinde daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve etkin çözümler üretebiliyor. Bu kültürün benimsendiği kamu kurumlarına toplumun duyduğu güven de artıyor.

Büyükşehirlerde bu konuda güçlendirmek amacıyla Argüden Yönetişim Akademisi, Büyükşehir Belediye Yönetişim Karnesi’ni Türkiye’de ve dünyada her büyükşehir belediyesinin kullanabileceği inovatif bir model olarak geliştirdi. Model, Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını, OECD’nin Daha İyi Yaşam Endeksi, Avrupa Kalite Vakfı (EFQM) Mükemmellik Modeli, Avrupa Konseyinin Yönetişim İlkeleri gibi uluslararası yaklaşımların yanı sıra Türkiye’deki kanun ve yönetmeliklerle belirlenmiş mevzuatı da göz önüne alınarak geliştirildi.

Büyükşehir Belediye Yönetişim Karnesi kurumsal öğrenmeyi tetikliyor

Bu Model kurumların karar alma ve kaynak kullanma süreçlerini, faaliyetlerinin ve kurumsal işleyişlerinin tutarlı, sorumlu ve duyarlı, hesap verebilir, adil ve kapsayıcı, şeffaf, etkili ve verimli, katılımcı olup olmadığına odaklanıyor. Karneler ile süreç yönetişimi, yönetişim ilkeleri ve öğrenme döngüsü inceleniyor. Bu yönüyle Karneler belediye yönetimlerinin ya da başkanlarının performansını değil, karar alma ve uygulama süreçlerini ölçüyor. Bir başka ifade ile sonuçlar yerine işleyiş ölçülüyor. Bu yaklaşım, farklı kesimleri kapsayan ve farklı ihtiyaçlara cevap vermek durumunda olan farklı coğrafyalardaki belediyelerin bile birbirlerinden öğrenmelerini sağlayacak ve gelişimi tetikleyecek bir anlayışı temsil ediyor.

İlk olarak Türkiye’de seçilmiş başkanlar tarafından yönetilen 27 büyükşehir belediyesinin yönetişim uygulamalarının incelendiği Büyükşehir Yönetişim Karneleri, belediyelerin yayınladığı ve vatandaşın kolaylıkla erişebileceği kamuya açık verilerin değerlendirilmesiyle oluşturuldu.

Model sayesinde vatandaşı merkeze alan kamu yönetimi anlayışı daha iyi gelişiyor. İyi yönetişim kültürünün büyükşehirlerde benimsenmesiyle demokratikleşme, sürdürülebilir kalkınma ve insan refahına yerelden başlayarak katkı sağlanıyor.

En iyilerin de gelişime açık yanları var

Araştırma kapsamında Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon büyükşehirleri incelendi. 0-100 puan aralığında belirlenen araştırma sonuçlarına göre 27 büyükşehir belediyesinin iyi yönetişim kültür ve uygulamaları genel olarak 35-74 puan aralığında, bunların yarısından fazlası ise 45-64 puan aralığında yer alıyor.

Araştırma sonuçlarına göre, büyükşehir belediyelerinin iyi yönetişim karne notları büyük ölçüde 65-74 puan aralığının altında kalıyor. 65-74 puan bandındaki 4. Grupta ise yalnızca 5 büyükşehir belediyesi yer alıyor: Bunlar alfabetik sıra ile Ankara, Antalya, Eskişehir, İstanbul ve Kocaeli Belediyeleri. Fakat bu en yüksek puan alan karneye sahip olanlar da dâhil olmak üzere, tüm belediyelerin iyi yönetişim alanında önemli gelişim alanları bulunduğu gözleniyor.

En iyiler dahil tüm belediyelere, sürdürülebilir kalkınma ve yaşam kalitesinin gelişimini sağlamak için
• Katılım kalitesini güçlendirmek,
• Bilgilendirme kalitesini güçlendirmek,
• Kurumsal işleyiş kalitesini güçlendirmek
üzere gerekli olan etkili paydaş yönetiminin sağlanması için vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları ile büyükşehir belediyeleri ve merkezi yönetim ana başlıklarında gelişim önerileri bulunuyor.

Argüden Yönetişim Akademisi tarafından özgün olarak geliştirilen bu Model sadece ülkemizdeki değil, dünyadaki diğer büyükşehir belediyeleri için de ölçmeyi, kıyaslamayı ve sürekli öğrenme yoluyla gelişmeyi tetikleyecek bir anlayışı temsil ediyor. Böylelikle, Türkiye’den dünyaya, dünyamızdaki insanların büyük çoğunluğunun yaşadığı metropollerde yaşam kalitesinin geliştirilmesini destekleyecek yenilikçi bir model sunulmuş oluyor.

Dr. Yılmaz Argüden, Yetkin Report
5 Ekim 2022

Sürdürülebilirlik Karnesi
G20’de Örnek Gösteriliyor

Özgün metodolojisiyle Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi©, küresel şirketlerin daha iyi bir dünya için yönlendirmesindeki etkisiyle Tokyo B20 Summit’te örnek projeler arasına seçildi.

Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi

Sürdürülebilirlik, yalnızca insanlığın ve gezegenin yaşamsal ihtiyaçları için değil, aynı zamanda şirketlerin uzun vadeli başarısı için de kritik önem taşır. Buna rağmen sürdürülebilirlik, işlerin yürütülme biçimini kökten değiştirecek bir unsur olarak değerlendirilmek yerine, işler yürütülürken ele alınması gereken ikincil bir mesele olarak görülüyor.

İyi yönetişim, sürdürülebilirlik çalışmalarının sürdürülebilirliğinin anahtarıdır.

Bu nedenle Argüden Yönetişim Akademisi, alanında en iyi şirketlerin (Küresel Sürdürülebilirlik Liderleri) sürdürülebilirlik çalışmalarını nasıl yürüttüğünü ve yönettiğini tanımlayan Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi©’ni geliştirdi. Etki odaklı bir araştırma niteliğinde olan bu çalışma, paydaşları harekete geçirmeyi ve uygulama etkinliğini artırmayı hedefliyor.

Bu çalışmadaki yaklaşımımız, sürdürülebilirlik konularındaki yönetişim kalitesini artırmak için bir araç olarak kullanıma uygundur. Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi’nin amacı; sürdürülebilirlik performansını ölçmek değil, sürdürülebilirlik çalışmalarının ilerleyebileceği sürdürülebilirlik yönetişim ikliminin tesisini değerlendirmektir. İş dünyasının birbirinden öğrenmesini hızlandırmak amacıyla Raporda çeşitli sürdürülebilirlik yönetişimi aşamalarından iyi örnek uygulamalarına yer verilmiştir.

Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi’nin, iş dünyasının Küresel Sürdürülebilirlik Liderleri’nden öğrenmesini hızlandırarak, daha iyi bir dünya için katkı sağlamasını umuyoruz.

Kalıcı Başarı için Sürdürülebilirlik Yönetim Kurulu ve Tepe Yöneticilerin Sorumluluğunda OlmalıHarvard Business Review Türkiye, Nisan 2022

Dr. Yılmaz Argüden, Gizem Argüden Oskay

Öğrenen Çocuk: Sorumlu Birey Anadolu’da Yayılıyor

Argüden Yönetişim Akademisi, iyi yönetişim bakış açısıyla ele alınan etkinliklerle, insan hakları, çocuk hakları, katılım, demokrasi, birlikte yaşam, hakları korumak, dayanışma, gönüllülük, sosyal sorumluluk konularında geleceğin sorumlu liderleri olan öğrenen çocuklara yol gösteriyor.

Akademi, bugünün ve geleceğin liderlerinin, yönetişim prensiplerini yaşamlarında benimseyen sorumlu bireyler olmalarını önemsiyor. Öğrenen Çocuk: Sorumlu Birey eğitim programıyla bugüne kadar Türkiye’nin 20 ilinde 500’den fazla öğrenciyle buluştu.

Toplumsal hayatın ve kültürel gelişimimizin temelleri ailede atılıyor. Aile içindeki, anne, baba ya da bakımımızdan sorumlu olan kişilerle iletişimimiz nasıl bir birey olacağımızı da şekillendiriyor. Aile bireyleri arasında tutarlı, sorumlu, hesap verebilir, adil, şeffaf, etkili ve katılımcılığı temel alan ilişkiler, yaşam kalitemizi belirliyor.

“Öğrenen Çocuk: Sorumlu Birey” Dünyada da Yayılıyor

Geleceğin sorumlu liderleri olan öğrenen çocuklara iyi yönetişim bakış açısıyla yol göstermesini hedeflediğimiz Öğrenen Çocuk: Sorumlu Birey, KidZania işbirliğiyle dünyaya yayılıyor. Tüm dünya çocuklarının insan hakları, çocuk hakları, katılım, demokrasi, birlikte yaşam, hakları korumak, dayanışma, gönüllülük, sosyal sorumluluk konularında gelişimine katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz.

Geleceğin Liderleri İyi Yönetişim Kültürüyle Yetişiyor

Bugünün ve yarının liderleri olan üniversite öğrencilerinin güvenilir ve sorumlu bireyler olarak gelişimlerine destek olmak amacıyla; Argüden Yönetişim Akademisi, öğrencilerin yönetişimi, uygulayarak öğrenebildikleri eğitim programıyla daha iyi bir gelecek için çalışıyor.

9 haftalık eğitimde öğrenciler yönetişim kavramını içselleştirerek, daha güvenilir bir lider olma yolunda önemli bir adım atıyorlar. YÖN101 Eğitim Programında, iyi yönetişim ilkeleri ve uygulama adımlarına dair yapılan tüm çalışmalar yeni nesil sorumlu liderlerden beklenen yaklaşımları içeriyor.

Program, katılımcıların iyi yönetişim bakış açısıyla liderlik becerilerini geliştirirken; değer yaratma döngüsü, strateji yönetimi, gönüllü yönetimi, performans değerlendirme, süreç yönetimi, organizasyon ve entegre raporlama gibi konuları da kapsıyor. Katılımcılar YÖN101’de öğrendiklerini, sadece eğitim sırasında uygulamalarla deneyimleyerek pekiştirme fırsatı bulmuyor, aynı zamanda eğitim sonrasında da içinde yer aldıkları öğrenci kulübü, dernek, vakıf, şirket ya da girişimlerde uygulama şansı yakalıyor.

YÖN101 Planlama Toplantısı

Udemy üzerinden ilk online eğitim

Akademi’den Türkiye’nin
İlk Entegre Raporu

Argüden Yönetişim Akademisi, operasyonel ilk faaliyet yılına ilişkin raporunu, Uluslararası Entegre Raporlama <IR> çatısında yer alan temel kavramlar ve prensipler doğrultusunda hazırladı.

Türkiye’nin ilk Entegre Raporu ile, bu alanda kâr amacı gütmeyen dünyadaki ilk 10 kuruluş arasında yer aldı.

Entegre Raporlama Türkiye Ağı’nın (ERTA) da kurucu üyeleri arasında. Yakın zamanda Entegre Raporlama deneyimlerinı, eğitim programlarıyla, sivil toplum ve özel sektör kuruluşlarıyla paylaşmayı hedefliyor.

Akademi’den Rekor Hızda
Entegre Rapor

Argüden Yönetişim Akademisi, 2019 Entegre Raporu’nu, 40 gün içerisinde bağımsız Denetim Raporu ile birlikte yayınlayarak bir ilke daha imza attı. Daha kaliteli bir yaşam ve sürdürülebilir bir gelecek için yönetişim kalitesini geliştirmek misyonuyla 2014’te kurulan Argüden Yönetişim Akademisi, yönetişim kültürünün yerleşmesinde en etkili araçlardan biri olan ‘Entegre Raporlama’ alanında rol model olmaya devam ediyor.

Türkiye’de entegre rapor yayınlayan ilk kurum olan, 2015 yılında B20 Bilgi Ortağı olarak ‘Entegre Raporlama’nın G20 liderlerine sunulan öneriler arasında yer almasında rol alan Argüden Yönetişim Akademisi, paydaşların şeffaf ve doğru bir şekilde bilgilendirilmesini sağlayan entegre raporun en kısa sürede yayınlanması alanında da dünyaya örnek olmayı hedefliyor.

Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı:

“Sadece Türkiye’de değil, dünyada da Entegre Raporlamayı benimseyen öncü STK’lardan biriyiz. Benimsediğimiz Entegre Raporlama, paydaşları güven ve şeffaflık temelinde bilgilendirmek için en etkili raporlama şekli.  Doğru bilgilendirmeyi en kısa zamanda yapabilmek noktasında da örnek olmak istiyoruz. Akademimiz, Türkiye’de ilk Entegre Rapor yayınlayan kurum olmuştu.”

NTV, 12 Şubat 2020

Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi Bilgi Ortağı

Argüden Yönetişim Akademisi, Entegre Düşünce ve Entegre Raporlama’ya yaptığı öncü entelektüel katkılar nedeniyle Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi Bilgi Ortağı oldu. ARGE Danışmanlık’la birlikte Entegre Raporlama’nın teşvik edilmesinin, G20 Liderleri’ne sunulan öneriler arasına girmesini sağladı. 2019 yılında, ARGE dünyadaki ilk 10 ve Türkiye’deki tek IIRC Gelişim Ortağı oldu.

Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi Küresel Toplantısı’nda lansmanı yapılarak küresel şirketlerin raporlama kalitesini geliştiriyor.

  • Entegre Rapor hazırlayan ilk Türk kurumu.
  • Dünyada Entegre Rapor hazırlayan ilk 10 STK arasında.
  • Entegre Raporlama hızıyla örnek oluyor.
  • Entegre Raporlama Türkiye Ağı (ERTA) kurucu üyesi.
  • TÜSİAD ile birlikte ERTA Eğitim Komitesi Eş Başkanı.
  • Entegre Raporlamanın kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplumda yaygınlaşmasını destekliyor.

Dünyanın İlk Yerel Yönetim Entegre Raporu Kadıköy’den

Kadıköy Belediyesi Dünyada İlk Entegre Rapor Çalışması Yapan Belediye Oldu

Kadıköy Belediyesi, planlanan hizmetlerin ne kadar yerine getirildiğinin, kamu kaynaklarının doğru kullanımını ölçümleyen “Entegre Raporlama” çalışması yapan dünyada ilk belediye oldu. Entegre Raporun açıklandığı toplantıda, 5 yıllık görev sürecini anlatan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, uzun süre ayakta alkışlandı.

Diğer Kamu Kurumlarına da Örnek Olacağına İnanıyorum

Entegre Raporunun sonuçlarının paylaşıldığı toplantıda konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Kadıköy’deki 5 yıllık hizmet sürecini anlattı. Kozyatağı Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, CHP Kadıköy Belediye Başkan adayı Şerdil Dara Odabaşı, CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’in yanı sıra gazeteciler, meclis üyeleri ve belediye çalışanları katıldı. Entegre Raporun sonuçlarını değerlendiren Nuhoğlu, “Kadıköy Belediyesi kamu kaynaklarının doğru kullanımını ölçen ‘Entegre Rapor’ uygulamasını devreye sokan dünyada ilk belediye oldu. Bu uygulamanın diğer kamu kurumlarına da örnek olacağına inanıyorum” dedi.

Entegre Rapor: Kadıköy Belediyesi Yurttaşlara Değer Yarattı

ARGE Danışmanlık desteği ile hazırlanan Entegre Raporda belediyelerin temel amacının insanların yaşam kalitesini artırmak olduğu düşüncesine odaklanıldı. Kadıköy nüfusu detaylı bir şekilde incelendi, nüfus ortak paydaları olan kümelere bölündü. Raporda Kadıköy Belediyesi’nin geçmiş dönem planlamaları, planların hayata geçirilmesi için yaptığı çalışmalar, çalışmalar sonucunda yarattığı değerler OECD’nin uluslararası iyi yaşam ölçüm metodu ile Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine göre değerlendirildi. Rapor, Kadıköy Belediyesi’nin sağlıklı yaşam, kültürel, sanatsal, bireysel ve sosyal alanlarda gelişim, karar alma süreçlerine katılım, çalışma fırsatları gelişimi gibi konularda yurttaşlara değer yarattığını ortaya koydu. ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Argüden “Türkiye’nin G20 Başkanlığı döneminde B20 Bilgi Ortağı olarak gündeme girmesini sağladığımız Entegre Raporlamanın, ilk belediye uygulamasının da Türkiye’den çıkması ülkemizde küresel düşüncenin güzel bir örneğidir.” dedi.

Nuhoğlu Ayakta Alkışlandı

2014-2019 yılları arasında görev yapan Aykurt Nuhoğlu, bu süreç içerisinde kamusal kaynakları doğru kullanarak hizmet verdiklerini anlattı. “Haydarpaşa Garı, Kalamış Yat Limanı, Meteoroloji arazisi, Kadıköy dolgu alanı, Merdivenköy arazisi, Kurbağalıdere gibi kamusal alanların kamunun kullanımında kalması için mücadele verdik. Meslek Odaları, Sivil Toplum Kuruluşları, Kadıköy Kent Konseyi ve yurttaşlarla birlikte hareket ederek Kadıköy’de kamusal alanları başarı ile savunduk. Gördük ki birlikte hareket edildiği zaman, Kadıköy’de hiçbir kamu arazisi satılmadı. Bu bir duruştur. Yerel yönetimin vatandaşı temsil ederken onun düşüncesini ve iradesini gözetmesi gerekiyor” diye konuştu. Nuhoğlu’nu konuşmasının ardından uzun süre ayakta alkışlandı.

Kaboğlu: bu Proje, Kamusallık Bilincinin Yayılmasına Öncü Olur

CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu ise kentli olma bilincine değinerek ‘Bu proje İstanbul’da ve diğer ilçelerde sahiplenilirse çok önemli bir işlev görür. Planlamaya katkıda bulunur. Kentli olma bilinci bizim oylarımızla seçtiğimiz kişilerin neleri planladıkları, ne yaptıkları ve bizimle birlikte hangi kararları aldıklarını bilmemizle mümkün olabilir. Bu proje kentli olma bilinci ve kentlilik hakkı açısından önemlidir. Kamusallık bilincinin Kadıköy’de ve Türkiye genelinde yayılmasına öncü olur’ diye konuştu.

Kadıköy, Temel Belediye Hizmetlerinden Fazlasını Bekliyor

Raporda, Kadıköy’de yaşayanların temel belediye hizmetlerinin ötesinde yaşam kalitesine değer katacak beklentilerini de yansıtıyor. Buna göre Kadıköy sınırları içinde yaşayanlar öncelikli olarak kültür, sanat, eğitim, yenilikçi çalışma ve iş ortamları, sosyal yardımlar gibi konularda da hizmet sunulmasını ve kendi yaşam alanları ile ilgili karar alma ve fikir geliştirme süreçlerine katılmak istiyorlar.

Borçsuz Belediye

Raporda Kadıköy Belediyesi’nin kaynak yapısı hakkında da veriler yer alıyor. Kadıköy Belediyesi’nin etkin ve güçlü bir kaynak yönetimi yaklaşımına sahip olduğu vurgulanan raporda çok fazla yatırım yapmasına ve geniş bir hizmet yelpazesinde sahip olmasına rağmen belediye faaliyetlerinin borçlanmadan yürütüldüğü belirtildi.

Kadıköy Yeni Açılan Kurumlarıyla Fark Yarattı

Raporda Kadıköy Belediyesi’nin hizmete soktuğu ve ilçenin gelişimine değer katan birimlere de yer verildi. Belediyenin Ekolojik Kreş, Alzheimer Merkezi, Afet Eğitim Parkı, İDEA, Karikatür Evi, Kadıköy Akademi gibi projeleri hizmette soktuğu belirtildi.

Kadıköy’ün Geleceği de Yer Aldı

Raporda Kadıköy’ün İstanbul’da yaşlı nüfusun en yoğun yaşadığı ilçelerden biri olduğu vurgulandı. Şehir planlarının, yolların, sosyal alanların ve imar düzenlemelerinin bu durumu dikkate alarak yapılması gereğine dikkat çeken raporda, yaşlılık ile birlikte artan sağlık sorunlarına yönelik Alzheimer Merkezi gibi tesislere daha fazla ihtiyaç duyulacağı belirtildi.
Kadıköy’de yaşayanların kendi yaşam alanları konusunda söz sahibi olmak istediklerinin vurgulandığı raporda, paydaşlar ile kurulacak güçlü ilişkilerin hizmet kalitesinin sürekliliğini sağlayacağı belirtildi.

Küresel bir sorun olan iklim değişikliği ile mücadelede Kadıköy ölçeğinde de adımlar atılmasının önemine işaret edilen raporda, imar planları yapılırken, hava akımını sağlayacak tasarımların hem yaz sıcaklarının daha az hissedilmesini, hem de enerji tasarrufunu sağlayabileceği hatırlatıldı.

Avrupa Konseyi ELoGE için Argüden Akademi’yi Yetkilendirdi

Avrupa Konseyi, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nın Türkiye’de verilmesi için platformun kurulması ve sürecin liderliğini yürütmek üzere Argüden Yönetişim Akademisi’ni yetkilendirdi.

Platform tarafından oluşturulan bağımsız jürinin değerlendirmesi sonucunda Sultanbeyli ve Şişli Belediyeleri Türkiye’de ilk kez Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası – ELoGE’yi bir yıl süresince kullanma hakkını kazanan belediyeler oldu.

Demokrasinin Beşiği Belediyeler ve İyi Yönetişim

Argüden Yönetişim Akademisi’nin geliştirdiği Entegre Belediye Yönetişim Modeli©’nden de yararlanarak Türkiye’de ilk kez Sultanbeyli ve Şişli Belediyelerinin Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı kullanma hakkı kazanmaları demokrasinin ve güvenin gelişimi açısından iyi birer örnek ve önemli bir kilometre taşı oldu.

Dünya, demokrasinin korunması ve gelişimi için kritik bir dönemden geçiyor, siyaset ve kamu kurumlarına duyulan güven azalıyor. Oysa, kurumlarına güven duyulan toplumların yaşam kalitesi daha yüksek oluyor. İnsanların kamu otoritesi ile en yakın ilişki içerisinde olduğu kurumlar ise belediyeler. Bu nedenle, vatandaş odaklı yerel yönetişim anlayışının yaygınlaşması aslında demokrasinin ve ortak kaynakları paylaştığımız insanlarla birlikte yaşama kültürünün gelişimi için de kritik önemde. Çünkü güven, iyi yönetişimin özü ve sürdürülebilir kalkınmanın temel taşıdır.

Argüden Yönetişim Akademisi’nin geliştirdiği Entegre Belediye Yönetişim Modeli©’nden de yararlanarak Türkiye’de ilk kez Sultanbeyli ve Şişli Belediyelerinin Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı kullanma hakkı kazanmaları demokrasinin ve güvenin gelişimi açısından iyi birer örnek ve önemli bir kilometre taşı oldu.

Daha iyi bir gelecek ve kaliteli yaşam için iyi yönetişim

İyi yönetişim, bir kültür ve güven kültürünün yeşerdiği iklimdir. Toplumsal güven anlayışı aslında Anadolu medeniyetinin yakından bildiği bir kültür. İyi ahlak ve doğruluğu içeren Ahilik kültürü, ‘kendin için ne istiyorsan, başkası için de onu iste’ diyen Yunus Emre’nin şu bilge sözleri:
“Sen sana ne sanırsan, ayruğa da onu san
Dört kutsal kitabın mânası var ise, budur işte.”
bu adalet ve ahlâk anlayışının Anadolu medeniyetinin temelleri olduğunu ne de güzel ifade ediyor.

İyi yönetişim toplumdaki sorunlarla ilgili sorumluluk üstlenerek bu sorunlara tutarlı ve adil şekilde etkili çözümler üretmeyi, bu süreçteki davranışlarıyla ilgili şeffaf bir şekilde hesap verebilmeyi ve tüm bu süreçlerde sorundan ve çözümden etkilenen herkesin kararlara aktif katılımını sağlamayı gerektirir.

Bu kültürün her yaş grubundan bireylerde, her sektörde ve kurumda yeşermesi ve sürekli gelişmesi ise toplumda “güven” ikliminin oluşmasını sağlar. Güven ise sürdürülebilir kalkınmanın anahtarıdır. Bu nedenle, daha iyi bir gelecek ve sürdürülebilir kalkınma için kurumlara güven duyulması yani iyi yönetişim şarttır.

Belediyeleri mükemmellik yolculuğuna çıkaran model

“Kurumlara duyulan güven” olarak tanımlayabileceğimiz “iyi yönetişim” kültürünün toplumdaki karşılığını anlatabilmek adına bir örnek vermek isterim. Mütevelli Heyeti Başkanlığı’nı üstlendiğim Argüden Yönetişim Akademisi her yaş grubu ve her sektörde iyi yönetişim kültürünü geliştirmek için çalışmalar gerçekleştiriyor.

Bu çalışmalardan biri olan Öğrenen Çocuk: Sorumlu Birey programında bir araya geldiğimiz 9-10 yaş grubundaki çocukların neredeyse tamamı, sorunların çözümü için adres olarak ailesini, okulunu ve belediyeleri ana aktörler olarak gördüklerini gözlemledik. Bu yaş grubunun, aile ve okulu neden seçtiğini anlamlandırmak kolay. Belediyeler ise günlük yaşamlarındaki sorunlara çözüm üretmede vatandaşa en yakın kamu kurumu olarak öncelik kazanıyor.

9-10 yaş grubundan itibaren, her vatandaşın sorunların çözümünde başvurduğu kurumlar olan belediyelerin de güveni artırmak için iyi yönetişim kültürünü geliştirmesi gerekiyor. Entegre Belediye Yönetişim Modeli©, belediyelerde işleyişin, bilginin ve katılımın kalitesini artırarak sürekli gelişimi tetikliyor. İyi yönetişim ilkeleri ve entegre düşüncenin benimsenmesine destek olarak hem bu süreci oluşturmak için gerekli hem de sonraki dönemlerde yaratılacak değeri ve süreç kalitesini artırıyor.

Entegre Belediye Yönetişim Modeli

Model, yerel yönetimlerde işin yapılış biçimini ve süreçlerin kalitesini iyileştirmek üzerine geliştirildi. Bu nedenle gerek Türkiye’de gerekse dünyada tüm yerel yönetimler tarafından kullanılabilecek uluslararası bir model olma niteliği taşıyor.

Akademinin geliştirdiği bu yeni model ilk kez Türkiye’de 2 belediyede uygulandı. Akademi Koordinatörlüğünde, Avrupa Konseyi, Marmara Belediyeler Birliği, Sultanbeyli ve Şişli Belediyeleri iş birliğinde 1 yıl boyunca gerçekleştirilen bu projede başvurular, saygın bürokratlar, akademisyenler ve STK temsilcilerinden oluşturulan bağımsız bir jürinin değerlendirmesi sonunda Sultanbeyli ve Şişli Belediyeleri, Avrupa Konseyi’nin Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı bir yıl boyunca kullanmaya hak kazandılar.

Markayı almak bir sürecin bitişi değil başlangıç noktası diyebiliriz. Başvuruyu yapan kurumun halihazırda gerçekleştirdiği çalışmalara ek olarak taahhütleri de göz önünde bulunduruluyor. Markayı kullanma hakkını 1 yıllığına kazanan kurumların, ilgili taahhütlerini yerine getirmesi ve bununla ilgili şeffaf bir şekilde hesap verebilmesi gerekiyor. Kullanım hakkı süresinin sonunda kurumların yeniden başvuru yapması ve jüri değerlendirmesi sonucunda bu süreyi uzatma imkânı bulunuyor.

Avrupa Konseyi Yönetişim Mükemmelliği Markası’nın Türkiye’de ilk kez iki belediyeye birden verilmesini, yerel yönetimlerin bu alanda etkili çalışmaları ve iyi yönetişim kültürünün gelişimi adına örnek olmasını ve yaygınlaşmasını diliyorum.

Dr. Yılmaz Argüden, Yetkin Report
30 Kasım 2022

Katılımcı Demokrasi Okulu
İlk Kez Türkiye’de

Avrupa Konseyi, Argüden Yönetişim Akademisi ve İstanbul Kent Konseyi’nin iş birliğiyle Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen Katılımcı Demokrasi Okulu katılımcılarını Büyükada’da buluşturdu.

İstanbul başta olmak üzere, Adana ve Balıkesir gibi farklı şehirlerden yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarından gelen katılımcılara Avrupa Konseyi’nin katılımcı demokrasi yaklaşım ve standartları sunuluyor. Yerel düzeyde katılımcı demokrasinin güçlendirilmesi için sivil katılımın hangi ilke ve araçlar ile sağlanacağı ele alınıyor. Bu kapsamda Avrupa’nın farklı ülkelerinde kullanılan sivil katılım araçlar, iyi örnekler ve deneyimler katılımcılar tarafından inceleniyor. Kamusal mekân tasarımı, katılımcı bütçe, gençlik katılımı ve vatandaş panelleri gibi özel alanlardaki sivil katılımın niteliği ve işleyişi paylaşılıyor. Katılımcı Demokrasi Okulu ile sivil katılımın yerelde güçlendirilmesi hedefleniyor.

Programın açılış konuşmalarını İstanbul Büyükşehir Belediyesi Strateji Dairesi Başkanı Ali Galip Yükseltmek, Avrupa Konseyi Seçimler ve Katılımcı Demokrasi Bölüm Temsilcisi Cornelia Perle, İstanbul Kent Konseyi Başkanı Tülin Hadi ve Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden gerçekleştirdi.

Tülin Hadi (İstanbul Kent Konseyi), Ali Galip Yükseltmek (İBB), Cornelia Perle (Avrupa Konseyi), Dr. Yılmaz Argüden (Argüden Yönetişim Akademisi)

İBB Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Ali Galip Yükseltmek konuşmasında, İBB’nin kendi çalışmalarında katılımcı demokrasi ve sivil katılıma önem verildiğinin altını çizdi. Özellikle stratejik plan hazırlanması, katılımcı bütçe çalışması gibi faaliyetlerle karar alma süreçlerinde vatandaş ve sivil katılımın etkili şekilde kullanıldığını belirtti. Okulun düzenlenmesine mekân ve lojistik desteği vermekten, katılım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Avrupa Konseyi’nden Cornelia Perle ise yaptığı açıklamada, katılımcı demokrasinin güçlenmesinde yerel yönetimler kadar sivil toplumun da aktif çabaları ve katılımının gerçekleşmesinin önemini vurguladı. Avrupa Konseyi’nin düzenlediği önceki okullarda yer alan katılımcılarla halen irtibatta olduklarını belirterek, bu beş günlük bilgi ve deneyim paylaşımının geleceğe etkileri olacağını vurguladı.

İstanbul Kent Konseyi Başkanı Tülin Hadi gerçekleştirdiği konuşmasında, katılımcı demokrasi ve sivil katılımın şehirlerde güçlenmesinin öncelikli amaçları olduğunu belirtti. Bu okulu düzenleme sebeplerinin sivil katılımın güçlenmesi için belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının kullanabileceği standartlar, ilkeler ve araçları ile iyi uygulama örneklerini tanıtmak olduğunu ifade etti. Sivil katılım araçlarını kullanma becerileri geliştikçe uygulamalı çalışmaların daha da etkin olarak hayata geçirilebileceğini ifade etti. Katılımcı demokrasinin bir kültür olduğunun altını çizerken, iyi örneklerin paylaşılmasının önemli olduğuna da dikkat çekti.

Katılımcı Demokrasi Okulunu düzenleyen kurumlardan Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden ise, sadece ülkemizde değil, diğer OECD ülkelerinde de güven oluşturarak demokrasiyi güçlendirmek üzere üst düzeyde girişimler olduğunu vurguladı. “Güven iyi yönetişimin özü, sürdürülebilir kalkınmanın ve yaşam kalitesinin temelidir” diyen Dr. Argüden, anlamlı ve kapsayıcı katılımcılığın güven oluşturmak için önemini vurguladı. Akademi’nin bir düşünce kuruluşu olarak yönetişim kalitesini geliştirmek üzere geliştirdiği Belediye Yönetişim Karnesi©, Yerel Kalkınma Rehberi, kamu ve STK yöneticileri için düzenlediği eğitim programları ve iyi örneklerin yaygınlaşması için Avrupa Yönetişim Mükemmellik Markası’nın verilmesi gibi çalışmalarına ‘Katılımcı Demokrasi Okulu’ ile bir yeni halka daha eklediğini belirtti.

Ekonomi Gazetesi
20 Eylül 2023

6 Belediyeye Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası

Avrupa Konseyi’nin Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) 2023 yılı sahiplerini buldu. Bir yıllık süre boyunca geçerli olan ve yerel yönetimlerde iyi yönetişim kültürünün sembolü olarak görülen Marka’ya bu yıl 2 Büyükşehir 4 İlçe Belediyesi layık görüldü. 

Türkiye’de Argüden Yönetişim Akademisi koordinatörlüğünde, Avrupa Yerel Demokrasi Derneği ve Altınbaş Üniversitesi ile oluşturulan Ulusal Platform önderliğinde verilen Marka’yı 2024 yılı sonuna kadar kullanım hakkı elde eden belediyeler Ankara Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Bağcılar, Gebze, Sultanbeyli ve Şişli Belediyeleri oldu.

Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası belediyelerde iyi yönetişim kültürünü güçlendirmeyi ve 12 iyi yönetişim ilkesinin yerel yönetimlerin işleyişinde her kademede benimsenmesini hedefliyor. Türkiye’de ilk kez 2022 yılında verilen Marka’yı 1 yıl kullanma hakkı elde eden belediyeler Sultanbeyli ve Şişli Belediyeleri olmuştu. 2023 yılında 9 belediyenin başvurduğu değerlendirme süreci sonunda 2024 yılı sonuna kadar Marka’yı kullanma hakkı elde eden belediyeler Ankara, Eskişehir, Bağcılar, Gebze, Sultanbeyli ve Şişli Belediyeleri oldu. Gerçekleştirdikleri çalışmalar ve verdikleri taahhütler göz önünde bulundurularak Marka’yı kullanma hakkını elde eden belediyeler, başvurularını yenilemeleri ve Bağımsız Jüri’den onay almaları takdirde sonraki dönemlerde de Marka’yı kullanmaya devam edebiliyor.

2023-2024 dönemi Marka başvuruları Argüden Yönetişim Akademisi, Avrupa Yerel Demokrasi Derneği ve Altınbaş Üniversitesi tarafından oluşturulan Bağımsız Jüri tarafından değerlendirildi. İyi yönetişim ve yerel yönetimler konularında yetkin ve uzman üyelerden oluşan jüride; emekli vali ve bürokratlar, siyaset bilimi profesörleri, iyi yönetişim uzmanları yer aldı.

14 Aralık’ta Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe Kampüsünde gerçekleşen törende kazanan 6 belediye açıklandı. Törenin açılış konuşmalarını Avrupa Konseyi İyi Yönetişim Uzmanlık Merkezi Başkan Yardımcısı Niall Sheerin, Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı ErhanAvrupa Yerel Demokrasi Derneği (ALDA) Genel Sekreteri Antonella Valmorbida, ve Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden yaptı.

Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nın Türkiye’de ikinci kez belediyelerle buluşmasından mutluluk duyduklarını ifade eden Avrupa Konseyi İyi Yönetişim Uzmanlık Merkezi Başkan Yardımcısı Niall Sheerin “ELoGE yerel yönetimler için bir ayna niteliğinde. Bugün, Marka’yı 1 yıllığına almaya hak kazanan belediyeleri tanımakla kalmıyoruz, yerelde demokrasinin gelişimiyle yaşam kalitesini artırmak amacıyla başka belediyeleri de gelecek yıl başvurmaya davet ediyoruz” dedi.

Türkiye’de geliştirdikleri iş birliklerinin ALDA için her geçen gün daha da önemli olduğunu ifade eden Avrupa Yerel Demokrasi Derneği Genel Sekreteri Antonella Valmorbida “Belediyelerin yerelde iyi yönetişim konusunda çalışmalarını tanımak, ELoGE’yi vermek için Argüden Akademi ile iş birliği yapmaktan dolayı çok memnunuz” dedi.

Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan konuşmasında çözüm üreten belediyelerle birlikte olmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Erhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Kent hayatının bir parçası olan insanların fikir ve istekleri dikkate alındığı takdirde iyi yönetişimden bahsetmek mümkün. Bu markayı almaya hak kazanan bütün belediye başkanlarımızı tek tek kutluyorum.”

Avrupa Konseyi tarafından Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı Türkiye’de vermekle yetkilendirilen Argüden Yönetişim Akademisi’nin Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden “Kurumlarına güven duyulan bir toplum, yaşam kalitesi ve sürdürülebilir gelecek için kritik önem taşıyor. Demokrasinin beşiği olan yerel yönetimlerde iyi yönetişim kültürünün benimsenmesi Cumhuriyetimizin 2. yüzyılında kapsayıcı ve katılımcı demokrasinin ve toplumsal güveninin temel taşı olacaktır. Bu Marka stratejik ve bütçe hazırlama süreçlerine de katkı sağlayacaktır.” dedi.

Ödül töreninin ardından gerçekleştirilen panellerde kazanan belediyeler deneyimlerini ve iyi örneklerini paylaştılar.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş: “Benim sözüm şeffaflık ve hesap verebilirlik için toplumun her kesimi ile yakın çalışmaktı. Ankara Belediyesi sunduğu anlamlı bilgilerle vatandaşın güvenini kazanıyor. ELoGE almamız ülkemizdeki diğer belediyeleri de iyi yönetişim uygulamalarını teşvik edecek” dedi.

Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin Şişli belediyesi ile birlikte markayı almaya 2.kez hak kazandıkları için mutlu olduklarını ve bundan gurur duyduklarını belirtti. Hüseyin Keskin şunları söyledi: “Vatandaşın her kesiminin kararlara katılmasını teşvik etmek ve bu konuda çaba göstermek vatandaş güveni ve memnuniyetini artırıyor. Marka’ya her sene başvurmak sürekli gelişimi esas aldığımızın güzel bir göstergesidir.”

Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin: “Biz 5 yıl önce göreve gelirken hep söylediğimiz bir şey vardı. Katılımcı olacağız, şeffaf ve hesap verebilir olacağız, kapsayıcı olacağız. Öncü belediyelerden birisi olarak aldığımız Avrupa Yönetişim Markası, Komşu Masa ve Katılımcı Bütçe gibi birçok projemizin de yolunu açtı.”

Entegre Belediye Yönetişim Modeli©

Yaşam kalitesi için yönetişim kalitesinin artırılmasına yönelik çalışan Argüden Yönetişim Akademisi, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nın (ELoGE) Türkiye’deki belediyeler tarafından alınması ve vatandaş merkezli yönetim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla Entegre Belediye Yönetişim Modeli© geliştirdi. Belediyeler bu Modeli uygulayarak demokratik, idari ve mali yönetim süreçlerinin her aşamasında Avrupa Konseyi’nin belirlediği iyi yönetişim ilkelerini bütünsel ve etkin biçimde hayata geçirebilecekler. Böylece yerelde sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma ile vatandaşların yaşam kalitesine daha fazla katkı yapma fırsatını yakalayacaklar.

Gençlik: “Bizim Bu Cumhuriyete Sözümüz Var”

Cumhuriyetin 2. yüzyılı başlarken, şikayetçi olmak yerine çözümün bir parçası olmak isteyen gençler daha iyi bir gelecek için “Cumhuriyete Sözümüz Var!” diyerek hem söz verdi, hem sözünü söyledi.

Argüden Yönetişim Akademisi ve Gençlik Ağı, Türkiye’nin dört bir yanından gençleri, profesyonelleri ve basın mensuplarını bir araya getiren “Cumhuriyete Sözümüz Var” adlı bir zirve düzenledi. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşam kalitesini artırmak için düzenlenen Zirve, 18 Kasım Cumartesi günü Miniatürk’te gerçekleşti.

Zirvede söz gençlikteydi; açılış konuşmasını Akademi’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Ilgaz’ın gerçekleştirdiği ve çeşitli üniversitelerden genç liderlerin konuşmacı olarak yer aldığı bu platformda Özlem Gürses, Dr. Bahadır Kaleağası, Naci Başerdem gibi alanında uzman isimler tartışmalarda moderatör oldu.

İçeriğinde öğretici oyunlar ve paneller bulunan Zirve’de katılımcılar, interaktif bir öğrenme deneyimi yaşadıkları etkinliklere katılarak hem bilgi birikimlerini artırdı hem de sektör profesyonelleri ile etkileşimde bulunma şansı elde etti.

Zirvenin kapanışında, “Gençliğin Manifestosu” yayınlandı ve tüm katılımcılar tarafından imzalandı. “Yaşam Kalitesi ve Sürdürülebilir Gelecek için Atatürk’ün Biz Gençlere Emanet Ettiği Cumhuriyete Sözümüz Var” şeklinde başlayan Gençliğin Manifestosunda daha iyi bir gelecek için gençlerin öncelikleri ve taahhütleri, güven kültürüne odaklanma, gelecek kuşaklar için sorumluluk alma, sürekli öğrenme ve gelişim sağlama, doğaya sevgi ve saygıyı güçlendirme, insan değerlerini temel yaşam ilkeleri olarak benimseme gibi önemli temalarda 23 madde yer aldı.

Argüden Yönetişim Akademisi ve Gençlik Ağı, “Cumhuriyete Sözümüz Var” Zirvesi ile gençlerin sesini daha etkin bir şekilde duyurmayı, onların sorumluluk bilincini artırmayı ve toplumsal değerlere katkı sağlamayı amaçlıyor. Manifesto, desteklemek isteyen her kuruma açık ve tüm kurumlar tarafından da imzalanabilir. Detaylı bilgi için: https://argudenacademy.org/gencligin-manifestosu

Dr. Yılmaz Argüden, Gençlik Ağı Programını Anlattı

Cumhuriyete Sözümüz Var” zirvesi 18 Kasım Cumartesi günü Miniatürk’te üç oturum şeklinde gerçekleşti. Gazeteci Özlem Gürses, Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Üyeleri Bahadır Kaleağası ve Naci Başerdem’in moderatörlüğünde, lider konuşmacı gençlerin katılımı ile nitelikli bir zirve yaşandı.

Zirveye Türkiye’nin çeşitli illerinden çok sayıda üniversite öğrencisinin yoğun katılımı oldu. Umut vadeden gençlerle birlikte olmak, onların fikirleri ve gelecekle ilgili planları hakkında bilgi sahibi olmak ise ayrı bir deneyimdi. Sanattan, sürdürülebilirliğe, karbon ayak izi, yazılım, kodlama, yapay zeka gibi pek çok konunun ele alındığı, gençlerin kendi potansiyellerini daha iyi nasıl ortaya çıkaracaklarına imkan sağlayan ayrıcalıklı bir platformdu.

Zirveye katılan gençler, çalıştay sonunda Cumhuriyetimizin 100. Yılına ithafen, 23 maddeden oluşan “Cumhuriyete Sözümüz Var” manifestolarını hazırlayarak, tek tek okudular ve hep birlikte imzaladılar.

Cumhuriyetin kuruluş felsefesini güçlendirmek adına, ‘daha iyi bir gelecek için, ortak akıl oluşturarak, güçlenerek, eşitlik, adalet, dayanışma için bir aradayız’ diyen Gençlik Ağı programını Dr. Yılmaz Argüden’den dinledik.

Yılmaz Bey, Argüden Yönetişim Akademisi’nin temelinde yatan felsefeyi sizden dinleyebilir miyiz?

Akademi “Yönetişim” kavramını toplumun her kesimine anlatmayı, bu anlayışı geliştirmeyi hedefleyen bir vakıftır. Eğitim programlarımız var, farklı alanlardan araştırmalar yapıyoruz ve bu konudaki iyi uygulamaları ortaya çıkartacak savunuculuk, ödül gibi çeşitli içeriklerde çalışmalar yapıyoruz.

Akademi’nin çalışmalarında sizleri farklı kılan nedir?

Tamamen “Yönetişim” kavramı odaklı çalışmalarımız var. Kamu, özel sektör, STK’lar, genç ve çocuklar dahil olmak üzere pek çok alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dünyada bu konuda çalışan pek çok kuruluş var ama hepsi kamu ya da özel sektöre odaklanıyor. Biz hepsini birden yaptığımız için şunun farkına varıyoruz ki “İyi Yönetişim” birlikte yaşama kültürü demek, yani bir güven oluşturma meselesi.

Özellikle günümüzde herkes kısa vadeli bir başarıya odaklanarak hayatını yaşıyor, biz bir problemi çözerken en önemli kazanımın “güven” olduğunu düşünüyoruz, her yaptığınız işte güven kazanmak. Çünkü her kazandığınız güven, bir sonraki maçta size daha çok şey kazandıracaktır.

Yönetim ve Yönetişim arasındaki fark nedir?

Yönetişim, yönetimin yönlendirilmesi ve gözetilmesidir. Bunu yönetimden ayırt edemezsen, o zaman otokrasiye doğru bir geçiş olur. Şöyle söyleyebilirim, her şeyi bilen birilerinin karar verdiği bir sistem. Halbuki toplumun bütününün kaynaklarını kullanıyorsan, toplumun çıkarlarını göz ardı etmeden, birlikte çalışarak ilerletmek gerekir.

Örnek vermek gerekirse; “Savaş kararı hiçbir zaman generallere bırakılmaz, meclisle birlikte karar verilir. Çünkü savaşın sosyal ve ekonomikte bir boyutu vardır. Ama savaşı da meclis yönetirse kazanamaz.” Yönetim ve Yönetişim arasındaki fark da budur.

Argüden Yönetişim Akademisi’nin genç ve çocuklara kazanımları nelerdir?

Dünyada ilk defa çocuklara yönetişim kavramını öğreten bir oyun geliştirdik. Gençlerle ilgili de bir “Gençlik Ağı”mız var ve ilk defa “Yönetişim 101” adlı bir eğitim programı başlattık. Bunu da çeşitli üniversitelerde, sosyal açıdan liderlik özelliklerine sahip kulüplerde yöneticilik, başkanlık yapan arkadaşlara yönetişim kavramını öğretip, kendi programlarında bunu uygulamalarını teşvik ediyoruz. Bugünkü zirveye katılan konuşmacılardan bir kısmını görüyorsunuz, tamamen kendi yaptığı çalışmalar, bugünkü zirveyi kendileri gerçekleştirdi. Aldıkları eğitim sonrası, başvuruları dahi kendileri değerlendiriyorlar, biz akademi olarak her açıdan önlerini açıyoruz, yönlendirme yapıyoruz ve istedikleri alanda çalışıyorlar.

Sadece olayı başka tarafa taşımamaları için veto hakkımız var, onu da şimdiye kadar hiç kullanmadık.

Son olarak “Yönetişim 101” hakkında söylemek istedikleriniz neler?

“Yönetişim 101” programında biz önce eğitim veriyoruz, o eğitimden mezun olanlar aralarında bir ağ kuruyorlar. Bu ağın içerisinde 20 küsur ilden, 40 küsur üniversiteden temsilciler var. Ortak projeler yapıyorlar, bazıları gruplaşarak belli konular üzerine odaklanıyorlar. Temel amacımız “Yönetişim” kavramını bilen, daha potansiyel lider yetiştirmek, onların bunları deneyimlemesini sağlamak ve onların da bu deneyimlerini başkalarına aktarmasıyla, bu kültürün, birlikte yaşam kültürünün daha geniş bir şekilde gelişimini sağlamak amacındayız.

Yeşer Yelmez, KitaptanSanattan.com

Daha İyi Bir Gelecek,
İyi Yönetişimle Gelecek

UN Global Compact tarafından kurulan Transformational Governance Thinklab çalışmalarına ARGE Danışmanlık’ın sağladığı katkılar nedeniyle davet edildiği New York’daki Liderler Zirvesi’nde Dr. Yılmaz Argüden “Yönetişimin Dönüştürücü Gücü” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.

Sivil Etkileşim Modeli Türkiye’de ve Dünyada İlgi Çekiyor

2024 yılında kurumlara duyulan güveni geliştirmek, küresel ölçekte bir öncelik haline geldi. Bu kapsamda Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos 2024 toplantısında ana gündem “Güveni İnşa Etmek” olarak belirlenirken, OECD de benzer bir yaklaşımı benimseyerek, güven inşasını öncelikli bir konu olarak ele aldı ve “Güven İnşa Etmek ve Demokrasiyi Güçlendirmek” Global Forumu oluşturdu. OECD’nin bu yıl yayımladığı 2024 Güven Anketi’nde ise, pek çok ülkede vatandaşların ulusal hükümetlerine duyduğu güvenin düşük seviyelerde olduğu açıklandı. Bu seneki Ekonomi Nobel Ödülü de “Kurumlara duyulan güven ile toplumsal refah” ilişkisi üzerine çalışan Daron Acemoğlu ve arkadaşlarına verildi.

OECD Yönetişim Direktörü Elsa Pilichowski, Global Forumda OECD Güven Anketi’nin sonuçlarını paylaştı. Anket, ulusal hükümetlere duyulan güvenin genel olarak düşük bir seviyede olduğunu ve giderek azaldığını ortaya koyuyor. Pilichowski, sonuçların ulusal hükümetlere olan güveni artırmanın ne kadar kritik bir ihtiyaç olduğunu gösterdiğini vurgularken, bu hedefe ulaşmak için atılması gereken somut adımların henüz belirli olmadığına dikkat çekti. Bu doğrultuda Akademi tarafından geliştirilen Sivil Etkileşim Modeli©’ne referans vererek, güven inşasında izlenecek adımları ölçmeyi ve somutlaştırmayı sağlayan bu Modelin önemine de dikkat çekti.

OECD Global Forumu: Güveni Yeniden İnşa Etmek

OECD 2024 Global Forumu’nun ana gündem maddesi “Güvenin Yeniden İnşası” oldu. OECD Kamu Yönetişimi Direktörü Elsa Pilichowski, forumda OECD Güven Anketi’nin sonuçlarını paylaştı. Anket, ulusal hükümetlere duyulan güvenin genel olarak düşük bir seviyede olduğunu ve giderek azaldığını ortaya koyuyor.

Pilichowski, sonuçların ulusal hükümetlere olan güveni artırmanın ne kadar kritik bir ihtiyaç olduğunu gösterdiğini vurguladı. Bu hedefe ulaşmak için sadece daha kaliteli hizmet sunmanın yetmediği, vatandaşlar ile etkileşimin de hizmet kalitesi kadar önemli olduğunu söyledi ve bu konuda atılması gereken somut adımlar için henüz net bir yol haritası olmadığına dikkat çekti. Bu doğrultuda Akademi tarafından geliştirilen ve güven inşasında izlenecek adımları ölçmeyi ve somutlaştırmayı sağlayan Sivil Etkileşim Modeli© kitabının dikkatle okunmasını önerdi.

Dr. Yılmaz Argüden: Kurumlarına Güven Duyulan Toplumlarda Refah Yüksek Oluyor

Dr. Yılmaz Argüden, CNBC-e’de Şafak Tükle’nin sunduğu Para Ekranı programına konuk olarak, güven kültürünün inşasında iyi yönetişimin rolünü ele aldı. Kurumlara duyulan güvenin, toplumların yaşam kalitesini geliştirmek için temel bir gereklilik olduğunu belirtti.

Dr. Argüden, kapsayıcı, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir anlayış ile güven kültürü oluşturmanın sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin temeli olduğunu vurguladı.

Dünyada da öncelik haline gelen “Güven kültürünü geliştirmek” konusuna odaklanan Akademi’nin etki araştırmaları ve eğitim programları ile toplumun her kesiminde iyi yönetişim kültürünün benimsenmesi için çalıştığını ifade etti.

Ekonomim Gazetesi, 11 Kasım 2024.

Güven Kültürü için
11 Yılda 11 Etki

KalDer
Yılın Kurumu

Dünya Gazetesi tarafından

Ulusal Kalite Hareketi
Başlatıldı

Türkiye Avrupa Kalite Vakfı’na
Ortak Oldu

Eğitim
Toplam Kaliteye Emanet

BÜMED Başkanlığında
Mezun Destekli Üniversite

Boğaziçi Üniversitesi mezunlarının üniversiteye sahip çıkma ve destek verme misyonu etrafında örgütlenmesi hedefiyle Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendiği BÜMED’in kurumsallaşmasına, mezunları bir arada tutacak tesisler kazandırılmasına ve “sivil toplum destekli üniversite” modelinin uygulanmasına katkıları oldu. BÜMED’in kurumsallaşma çalışmaları Sivil Toplum Kuruluşları kategorisinde ilk Ulusal Kalite Başarı ödülü alan mezunlar derneği olarak taçlandırıldı.

ABD ile İş İlişkileri
Argüden’e Emanet

Hürriyet Gazetesi, 24 Şubat 2005

Türk-Kanada İş Konseyi
Kurucu Başkanı

Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) bünyesinde Türk-Kanada ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Türkiye-Fransa İş Konseyi
Başkan Yardımcısı

Fransa’ya Ekonomik Yaptırım Her İki Ülkeye de Zarar Verir

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk-Fransız İş Konseyi Başkan Yardımcısı Dr. Yılmaz Argüden, Fransa Parlamentosu’nda kabul edilen “Ermeni teklifiyle” ilgili “Fransa’ya ekonomik yaptırımın Türkiye’ye de maliyeti olur. Ama kime daha fazla maliyeti olacak diye bakılırsa; Fransa daha fazla kaybeder” dedi.

Dr. Argüden, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Birinci Dünya Savaşı sırasında milyonlarca insanın çok zor günler geçirdiğini, acı yaşadığını belirtti.

Çeşitli ülkelerde yaşayan Ermeniler’in toplumlarını bir arada tutmak adına politik güçlerini kullanarak bu konuda siyasi kararlar aldırma çabası içinde olduklarını, buna karşı çıkan Türkler’in ise önemli bir lobi faaliyeti içinde bulunmadığını dile getiren Argüden, bu konuda 20 civarında ülkede alınan parlamento kararlarını anımsattı.

Ermeniler’in şimdi de “soykırımı inkar etmenin suç kapsamına alınmasını” öngören kanunları yaptırma gayreti içinde olduğunu belirten Argüden, Türkiye’nin ise tezi ne kadar güçlü olursa olsun bu konuda uzun vadeli bir çaba içinde olmadığını söyledi.

Dr. Argüden, Türkiye’nin konuyu çeşitli parlamentolarda gündeme geldiği takdirde hatırladığını ifade ederek, lobicilik açısından yeteri kadar güçlü olunamadığını kaydetti.

Türkiye’nin bütün uyarılarına rağmen teklifin kabul edildiğini belirten Dr. Argüden, “Ümit ediyorum ki Senato’da sağduyu hâkim olur. Ama çok da ümitli olmamak lazım” değerlendirmesini yaptı.

Fransa daha fazla kaybeder

Bu sürecin ardından politik açıdan çeşitli yaptırımların olabileceğini anlatan Dr. Argüden, ekonomik yaptırımların ise iki ülkeye de zarar vereceğinin altını çizdi.

Dr. Argüden, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ticaret iki tarafın da çıkarına olduğu için gerçekleşir. Fransa’ya ekonomik yaptırımın Türkiye’ye de maliyeti olur. Ama kime daha fazla maliyeti olacak diye bakılırsa; Fransa daha fazla kaybeder. Çünkü Fransa’da büyüme yüzde 1’in altında.”
Fransız mallarına karşı herhangi bir boykot olacağını düşünmediğini dile getiren Dr. Argüden, “Ama insanlar gönüllerinden böyle bir şey yapabilirler” dedi.

Türkiye’deki Fransız şirketlerin boykot konusunda endişeleri bulunduğunu belirten Dr. Argüden, “Fransa’ya bu konuda mektuplar da yazdılar. Elbette ki ticari çıkarlarını korumak istiyorlar. Bu konuda iş dünyasının daha sağduyulu olduğunu görüyorum. Parlamentolar özellikle seçim dönemlerinde oy uğruna popülist yaklaşımlar benimseyebiliyorlar” yorumunu yaptı.
Dr. Argüden, iş konseyi olarak iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini geliştirme çabası içinde olduklarını, ancak maalesef politik olayların iş dünyasını da halkı da olumsuz etkilediğini sözlerine ekledi.

Hülya Çorakçı Ertan’ın Özel Haberi

TEGV Kurucusu
İlk Yönetim Kurulu’nda

TESEV Kurucusu
İlk Yönetim Kurulu’nda

Milliyet Ekonomi, 8 Şubat 1994

ÖSGD Kurucu Yönetim Kurulu
Başkan Yardımcısı

Hürriyet Gazetesi, 5 Haziran 2003

Global Compact
Türkiye Ağı Kurucu Başkanı

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (BMKİS) Türkiye’deki 10. Yılını Kutluyor

Türkiye’nin en büyük ve çok paydaşlı sürdürülebilirlik platformu olan BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin Sekretaryası TİSK ve TÜSİAD tarafından ortaklaşa biçimde yürütülecek.

BM Küresel İlkeler Sözleşmesi Ulusal Ağı Türkiye Temsilcisi Dr. Yılmaz Argüden, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) imzacıları arasında yer alan Türk şirketlerinin faaliyet alanları küreselleştikçe, küresel sorunlara duyarlılıkları ve çözüm üretme yetkinliklerinin de arttığını belirtti.  Türk şirketlerinin sürdürülebilir kalkınma konusunda dünyaya örnek olabilecek uygulamalarını COP15, COP18, Dünya Liderler Zirvesi 2012 ve en son Rio+20 Konferansı’nda paylaşmasının Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasında yer alma hedefiyle uyumlu olduğunu ifade etti.

BMKİS Türkiye Yerel Ağı, 10. yaşını ve sorumlu vatandaşlık ile kurumsal yönetimin geliştirilmesinde oynadığı liderlik rolünü 18 Aralık 2012 Salı günü 14.00-16.00 saatleri arasında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) gerçekleştirilecek geniş katılımlı bir toplantı ile kutlayacak. 

Sürdürülebilir yaklaşımın öncüsü durumundaki 80’in üzerinde üst düzey yöneticinin katılımı ile gerçekleştirilecek toplantıya ARGE Danışmanlık, Ford Otosan, Martı Otelleri, Boyner Holding, Özyeğin Üniversitesi, KalDer, TÜSİAD, TİSK’in üst düzey temsilcileri konuşmacı olarak katılacak. 

Toplantı’nın diğer konuşmacıları arasında BM Türkiye Daimi Temsilcisi Shahid Najam, İMKB Başkanı İbrahim Turhan, Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Ekonomik İlişkiler ve Enerji Genel Müdürü Mithat Rende ile Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cüneyt Düzyol da bulunuyor. 

BMKİS’in kurumsal sekretaryası kuruluyor

BMKİS Ulusal Yürütme Kurulu’nun kararı doğrultusunda, bu tarihten itibaren BMKİS Türkiye Yerel Ağı’nın sekretarya ve koordinasyon hizmetleri Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ile Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından ortaklaşa biçimde yürütülmeye başlanacak. Kurulacak yeni sekretaryanın Türkiye Yerel Ağı’nın etkin biçimde koordinasyonuna ve dünyadaki diğer yerel ağlarla entegrasyonuna büyük katkı sağlayacağı düşünülüyor.

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Nedir?

BM Eski Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından 2000 yılında başlatılan stratejik politika inisiyatifi olan “Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi” insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlığı altında toplanan 10 küresel ilkenin geliştirilmesini hedeflemektedir. Söz konusu 10 ilkeye uygun biçimde faaliyet göstermeyi taahhüt eden CEO’lar ve 3000’in üzerinde kamu ve sivil toplum kuruluşları ile BMKİS, dünyanın en büyük gönüllü kurumsal vatandaşlık girişimidir.

2002 yılında BM Kalkınma Programı (UNDP) ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ortaklığı ile Türkiye’de başlatılan girişim, geçtiğimiz on yılda gelişerek 135 ülke içinde en geniş 17. Yerel Ağ konumuna gelmiştir. 

BMKİS’in Türkiye Yerel Ağı, özel sektör öncülüğünde büyük işletme, KOBİ, sivil toplum kuruluşu, belediye ve işveren organizasyonu niteliğindeki 250 civarında kuruluşu imzacı olarak bünyesinde bulundurmaktadır.

BMKİS Türkiye Yerel Ağı 2010 yılında geliştirerek uygulamaya başladığı sektörel yaklaşım ile dünyada en iyi uygulama örneği seçilmiştir. Söz konusu çalışmalar çerçevesinde otomotiv, tekstil, ilaç ve turizm sektörlerinde sürdürülebilirlik ilkelerinin yaygınlaştırılması açısından önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

Şirket Evliliklerinde
Lider Danışman

Stratejik Yaklaşımıyla
En Aktif Sivil Örgütçü

Ödül Sistemleri ile
Toplumsal Gelişimi Tetikliyor

Geçen hafta Türkiye’de ilk kez şirketlere “Gönüllülük Ödülleri” verildi. Beşinci kuruluş yıldönümünü kutlayan Özel Sektör Gönüllüler Derneği (ÖSGD) özel sektörün nitelikli insan kaynağını, bilgi ve birikimini gönüllü olarak harekete geçirerek toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunmalarını teşvik edebilmek için çalışıyor.

Bir ülkenin refah düzeyini geliştirmek için öncelikle o ülkenin kurumlarının yönetim kalitesini geliştirmek gerekir. Bu hedefe yönelik yeni yönetim anlayışı ise yöneten ile yönetilenin karşılıklı etkileşimini ifade eden yönetişim kavramı ile özetleniyor. Geniş kitlelerin ülkenin yönetimine katılımı ise ancak etkin sivil toplum kuruluşları (STK) aracılığıyla sağlanabiliyor. ÖSGD, ülkemizdeki STK’ların gelişmesi için yetişmiş insan kaynağının STK’lara yönlendirilmesini hedefliyor.

Böylelikle, ÖSGD toplum ile özel sektör arasında dinamik bir ilişki yaratabilmeyi; özel sektörde gönüllülüğün yayılmasına önderlik edebilmeyi; toplumsal sorunlara etkin çözümler üretilebilmesini desteklemeyi; ve STK’lar ve yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde iyi yönetişim anlayışının ülkemizde yaygınlaşmasına destek olmayı amacı ile çalışıyor.

ÖSGD’nin üye şirketlerden üç önemli beklentisi var: (i) Her sene şirket çalışanlarının zamanlarının ne kadarını gönüllü hizmetlere ayırdıkları ve elde ettikleri sonuçlarla ilgili bilgiyi kamuoyu ile paylaşmaları ve (ii) şirket personeli arasında gönüllü hizmet verenlerin bu çalışmalarının da şirketin performans değerlendirme sistemi çerçevesinde değerlendirmeye alınmasını sağlamaları ve (iii) gönüllülük çalışmalarıyla destek verdikleri STK’ların kendilerinin iyi yönetişim ilkelerine uyduklarını gözetmeleri.

Böylelikle gönüllülüğün kalıcı bir şekilde desteklenmesi ve ülkedeki iyi yönetişim uygulamalarının önemli bir tarafı olan STK’ların kendi yönetim kalitelerinin de geliştirilmesi hedefleniyor.

Ölçülmeyen performans geliştirilmez. Ölçülen ve ödüllendirilen davranışlar ise yaygınlaşır. İşte bu nedenle, “Gönüllülük Ödülleri” toplumda gönüllüğün teşvik edilmesi için önemli bir araç olarak ortaya çıkıyor. Ancak, herhangi bir ödül sürecinin adil ve güvenilir olması ve doğru davranışları teşvik edebilmesi için sağlam bir modele dayandırılması gerekir. ÖSGD gönüllülük ödülleri için hem farklı kategorileri belirlerken, hem de bu kategorilerde ödüllendirilecek davranışları ölçmek üzere soruları belirlerken üç temel prensip üzerine odaklandı: (i) Gönüllülük çalışmalarının sürdürülebilir olması, (ii) Gönüllülük çalışmalarının toplumsal bir konuda gerçekten olumlu bir etki ve fark yaratması, ve (iii) gönüllülük çalışmalarının kaynakların etkin kullanılmasını sağlayacak yaratıcılık, yenilikçilik içermesi.

Bu nedenle, gönüllülük ödülleri üç ayrı kategoride verildi: En Başarılı Gönüllülük Programı Ödülü; Gönüllülük Programı’nı kurumsal bir şekilde ve etkin olarak yürüten ve gönüllülüğü yaygınlaştırmada başarılı olan şirketin ödüllendirilmesi.
En Başarılı Gönüllülük Projesi Ödülü; Toplumun bir ihtiyacını karşılamada başarılı olan ve/veya ilgili konuda önemli derecede katma değer ve pozitif etki yaratan Gönüllülük Projesi’nin ödüllendirilmesi.
En Yaratıcı Gönüllülük Projesi Ödülü; Bir toplumsal ihtiyacı belirleyerek buna yaratıcı ve kalıcı çözüm geliştiren Gönüllülük Projesi’nin ödüllendirilmesi

En başarılı gönüllülük programını belirlemek için gönüllülük programının şirket içerisinde nasıl bir organizayon yapısı ile desteklendiği, bu konuda şirket içi iletişim faaliyetlerinin yaygınlığı, üst yönetimin programa verdiği destek, gönüllülük anlayışının şirketin diğer paydaşlarına yaygınlaştırılmasına yöneilik faaliyetler, gönüllü katkıların sonuç etkinliğinin takibine ilişkin yaklaşımlar, şirketin farklı bölümlerinin uzmanlıklarını bu programa destek vermek için nasıl kullandıkları, programın şirket içinde yaygınlaşmasını ve sürdürülebilirliğini sağlamak üzere ne gibi ölçümlemeler, iyileştirmeler ve yaklaşımlar sergilendiği gibi konular üzerinde duruluyor.

En başarılı gönüllülük projesini belirlemek için projenin başında hedeflerin nasıl belirlendiği ve ulaşılan sonuçlarla nasıl karşılaştırıldığı, gönüllülük projesi ile destek olunan hedef kitlenin kapsamı, proje ile hedef kite üzerinde yaratılan değişim, ve ortya konan yaklaşımların ve değişimlerin sürdürülebilir olmasına ilişkin yapılan faaliyetler değerlendiriliyor.

En yaratıcı gönüllülük projesini belirlemek için ise projede ihtiyaç belirleme aşamasında ne gibi yenilikçilik kullanıldığı, belirlenen ihtiyacın karşılanmasında ne gibi yaratıcı çözümlerin üretildiği, hedeflenen değişimler için gerekli kaynakların geliştirilmesinde izlenen yenilikçi yaklaşımlar, projelerde ne gibi yaratıcı işbirliklerinin oluşturulduğu, gerçekleştirilen farklılık, ve sonuçların kalıcılığı için kurulan teşvik mekanizmalarının hangi yenilikçi yaklaşımlar içerdiği gibi konular değerlendiriliyor.

Bu soruların sorulması bile başlı başına şirketlerin gönüllülük programlarının gelişmesine katkıda bulunuyor. Ayrıca, bu ödüllere başvuran şirketler en iyi uygulamalarla kendi uygulamalarını karşılaştırma fırsatları bularak kendi programlarının etkinliğini de artırabilecek ipuçları yakalayabiliyorlar.

ÖSGD üyeleri çeşitli sivil toplum kuruluşları ile de işbirliği yapmakta, özel sektör çalışanlarının sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olmasını desteklemektedir. Derneğin eğitim çalışmaları kapsamında, çalışanların yetkinliklerini destekleyecek ve sosyal farkındalıklarını artıracak çeşitli projeler, gönüllülük organizasyonları da bulunmaktadır.

Ülkemizdeki yetişmiş profesyonellerin toplumsal sorunlarla daha yakından ilgilenmesi birçok faydayı da beraberinde getirecektir. (i) Bu sorunların çözümünde daha yaratıcı yaklaşımların ortaya çıkmasını sağlayacak, (ii) Ülkemizde katılımcı demokrasinin gelişmesine katkıda bulunacak, (iii) STK’ların yönetim kalitesi özel sektör deneyiminden faydalanarak artacak, (iv) Ülkemizde toplumsal sorumluluk duygusu artacak, (v) Özel sektör çalışanlarının liderlik ve çözüm üretebilme yetkinliklerini geliştirmelerine destek olacaktır.

En başarılı gönüllülük programı ödülünü kazanan Boyner Holding’i; En başarılı gönüllülük projesi ödülünü kazanan HSBC’nin Kardeş Okullar projesini; ve En yaratıcı gönüllülük projesi ödülünü kazanan Koç Holding’in Ülkem için Günü projesini kutluyor, ülkemizin yönetim kalitesini artırmak üzere gönüllü olarak toplumsal katkılarda bulananların artmasını diliyorum.

Gönüllülük, zenginliği paylaşabilmeyi ifade eden hayırseverliğin ötesinde insanın zamanını, bilgisini ve gönlünü paylaşabilmesidir. Önemli olan sadece bağış yapmak değil, kaynakların etkin kullanımını sağlayarak çözüm üretebilmektir. Bu nedenle zamanını gönülden verebilenler, gönülleri kazanır.

Yılmaz Argüden

Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi için Öncülük

UN Global Compact imzacısı 7 banka kredi süreçlerinde çevresel ve sosyal risklerin değerlendirmesi ve ilgili politikalara entegre edilmesi yönünde Global Compact Türkiye liderliğinde hayata geçirilen Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ne imza attı.

Dünya genelinde öncü finans kuruluşları, sürdürülebilirliği hem şirket hem de müşteri seviyesinde uygulamaya koyarak, iş dünyası ve toplum için uzun vadeli değer yaratmaya başladılar. Bankacılık Çevre Girişimi (Banking Environment Initiative), Ekvator Prensipleri (Equator Principles), Sorumlu Yatırım Prensipleri (PRI – Principles for Responsible Investment) gibi iş birliğine dayalı girişimler de küresel sürdürülebilir kalkınma gündemine yön veriyor.

Global Compact Türkiye, finansman kuruluşlarının kredilendirme politikalarına sürdürülebilirlik ölçütlerini yerleştirmelerinin, sürdürülebilirlik olgusunu geniş kesimlere ulaştırmada önemli rol oynayacağına inanıyor. Bu kapsamda hazırlanan “Global Compact Türkiye Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi”, Türkiye’de finans sektöründeki mevcut uygulamaları daha ileri bir noktaya taşımak ve tüm aktörleri sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçirmek adına önemli bir adım teşkil ediyor. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) ve Global Compact Türkiye (Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye Ağı) iş birliğiyle düzenlenen Sürdürülebilir Finans Forumu’nun beşincisi, 29 Eylül 2017’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Türk iş dünyası ve finans sektörünün Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde strateji geliştirmelerine teşvik etmek amacıyla gerçekleştirilen forum kapsamında 7 bankanın (AkbankGaranti BankasıING Bankİş BankasıŞekerbank, Yapı Kredi ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) imzaladığı, Global Compact Türkiye Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’nin lansmanı da yapıldı. İmzacı bankalar, 50 milyon dolar ve üstündeki projelerin finansmanında, projenin çevresel ve sosyal etkilerini de değerlendirme süreçlerine alacaklarını açıkladı.

Global Compact Türkiye inisiyatifi ile başlatılan “Doğal Paydaşlarla Çarpan Etkisi Yaratma” stratejisi doğrultusunda Türkiye’nin lider 7 bankası (Akbank, Garanti, İş Bankası, ING Bank, TKSB ve Yapı Kredi) finansman sağladıkları projelerde çevre ve sosyal sürdürülebilirlik ilkelerinde uyumu şart koşacaklarını taahhüt ettiler. . Dr. Argüden’in başkanlığındaki panelde Sürdürülebilir Finansman Bildirgesini imzalayan 7 lider bankanın yöneticileri bu gönüllü çalışmayı birlikte yürütmenin daha iyi bir dünya için neler yapılabileceği konusundaki deneyimleri paylaşma ortamı oluşturduğunu ve böylelikle öğrenme hızını artırdığını ifade ettiler Global Compact Türkiye ile birlikte dünyada proje finansmanı sağlayan 100’ü aşkın önemli kurumun imzaladığı Ekvator Prensiplerini benimseyen kurumlar ile Hollanda ve Fransa’da ortak çalıştaylar yaparak bu konudaki süreçlerini ve karar mekanizmalarını geliştirdiklerini belirttiler ve Türkiye’de böylesi bir kolektif bir çalışmaya imza atmanın önemli bir adım olduğunu vurguladılar.

T.C. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise “Sürdürülebilir Finansman Bildirgesine imza atan 7 Türk bankasını kutluyorum ama yetmez, bütün bankalar bu bildirgeye imza atmalı. Çünkü dünya bir felaketle karşı karşıya. Biz de bu dünyada olduğumuza göre bankacıların daha yüksek bir hassasiyetle hareket etmeleri gerekiyor” değerlendirmesinde bulunarak tüm bankaları bu dönüşümün bir parçası olmaya davet etti.

Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Seçkin, “Global Compact Türkiye olarak, 2 yıllık yoğun bir çalışmanın sonucunda, küresel bir başarıya imza atmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. 7 bankanın imzaladığı Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi ile söz konusu bankalarımızın, sürdürülebilirlik olgusunu geniş kesimlere ulaştırmada önemli rol oynayacağına inanıyoruz. Tüm bankalarımızı Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ni imzalayarak bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyorum” dedi. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 Küresel Risk Araştırması’nda iklim değişikliğinin önümüzdeki 10 yılda dünyayı tehdit eden en önemli 5 risk arasında gösterildiğinin altını çizen Seçkin ayrıca “UN Global Compact’in ‘Bilim Temelli Hedefler’ girişimine dahil olan dünyanın önde gelen 300 şirketi tüm değer zincirlerinde emisyon azaltma taahhüdünde bulunduğunu belirtti.

Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) Yönetim Kurulu Başkanı Canan Ercan Çelik ise “İş ve Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu tarafından yayınlanan ‘Daha İyi İş Daha İyi Dünya’ Raporuna göre 2030’a kadar sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek en az 12 trilyon dolar artı değer ve 380 milyon yeni istihdam yaratacak. Ayrıca Türkiye’nin yeni açıklanan ve büyümenin hızlandırılması, istihdamın artırılması gibi amaçlar ortaya konulan Orta Vadeli Programında da sürdürülebilir kalkınmaya hizmet edecek unsurlar mevcut. Bütün bu fırsatları değerlendirmek, finans sektörünün gelişimi ve kendi sürdürülebilirliği için de hayati öneme sahip” açıklamasında bulundu.

Tarsus Amerikan Koleji
Bütün Rekorları Kırdı

Boğaziçi Ü Spor Kurulu Başkanı
Uluslararası Spor Festivali

Basketbolcular Derneği
Kurucuları Arasında

Türkiye Gazetesi, 29 Temmuz 1992

Türkiye Basketbol Federasyonu
Asbaşkanı

ulusal-basketbol-hamlesi-raporu
Ulusal Basketbol Hamlesi

“Ulusal Basketbol Hamlesi” araştırma raporu 4-4’lük bir referans yayın olmuş. Dr. Yılmaz Argüden, yazdığı önsöz yazısında, basketbol sporunun ne demek olduğunu o kadar güzel anlatmış ki”

Dünyanın Ünlüleri
Bu Kitabı Konuşuyor

Gila Benmayor,
Hürriyet Ekonomi, 1 Aralık 2009

Küresel Liderler
Türk Stratejisti Takip Ediyor

Dr. Yılmaz Argüden’in yeni kitabı Palgrave MacMillan tarafından yayınlandı. Keys to Governance: Strategic Leadership for Quality of Life.

Kitabı Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Coca Cola CEO’su Muhtar Kent, Harvard Business School Onursal Dekanı John McArthur, INSEAD Dekanı Frank Brown, Mikro kredi kavramının kurucusu Nobel Ödüllü Muhammad Yunus, Rand Corp. Başkanı Jim Thomson ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Kurucu Başkanı Jacques Attali gibi küresel lider ve düşünürler değerlendirdi.

ARGE Danışmanlık’ın ve Rothschild-Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Dr. Yılmaz Argüden çağdaş yönetim dünyasına Türkiye’den bir katkı yapmayı amaçlayan kitapta, yönetim kalitesini geliştirmek ve sürdürülebilirliği sağlamak için küresel kuruluşlardan, devletlere; yerel yönetimlerden, ülke yönetimine; şirketlerden, sivil toplum kuruluşlarına kadar çok farklı kurumsal yapılarda iyi yönetişimin nasıl çalışması gerektiğinin ana hatlarını çiziyor. Dr. Argüden kitap hakkında “Dünyada yaşanan krizlerin temel nedeni olarak gördüğüm iyi yönetişim eksikliğinin nasıl giderilebileceğine ilişkin fikir ve öneriler içeren bu yeni kitabın Türkiye’den dünyaya sürdürülebilir yönetişim sistemleri konusunda bir katkı sağlamasını diliyorum.” dedi.

Dünyanın önde gelen düşünürleri, akademisyenleri, CEO, devlet başkanı ve Nobel ödüllü sivil toplum kuruluşu liderleri kitabı ‘tam zamanında yayınlanmış, mutlaka okunması gereken, bilgelik dolu’ bir eser olarak değerlendirdiler. Aralarında Harvard Business School Onursal Dekanı John McArthur, Insead Dekanı Frank Brown, Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Coca Cola CEO’su Muhtar Kent, Mikro Kredi kavramının kurucusu Nobel Ödüllü Muhammad Yunus, Rand Corp. Başkanı Jim Thomson ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Kurucu Başkanı Jacques Attali gibi lider ve düşünürlerin bulunduğu değerlendiricilerin farklı dünyalardaki deneyimlerine ışık tutabilen bir kitabın Türkiye’den çıkması dünyada düşünce liderliği konusunda da Türkiye’nin geldiği noktaya işaret ediyor.

Dr. Argüden’in bir önceki kitabı ‘Boardroom Secrets: Corporate Governance for Quality of Life’ İngiltere’de Professional Manager Dergisi tarafından kurumsal yönetişim konusunda yazılmış en iyi kitaplar arasında değerlendirilmişti.

Keys to Governance, Amazon web sitesinden alınabiliyor:
http://www.amazon.com/Keys-Governance-Strategic-Leadership-Quality/dp/0230278140

Yönetim Kurulu Sırları
En Çok Satanlarda

Keys to Governance
Yayınlandı

Stratejinin Özü
Tutarlı Seçimler Yapmaktır

Milliyet İK

Kalite
Beklentileri Aşmaktır

Güven
İyi Yönetişimin Özüdür

İyi Yönetişim, Sürdürülebilir Kalkınmanın Temelidir

Üstün Vatandaşlık Ödülü

ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Türk-Amerikan ilişkilerinin geliştirilmesi ve Türkiye’nin Amerika kıtasında tanıtımı konusundaki calışmaları ve gösterdiği liderlik nedeniyle Washington’da bu sene 27.’si gerçekleştirilen ATC/TAIK (Türk-Amerikan İş Konseyi) toplantısında Üstün Vatandaşlık Ödülü’nü aldı.

Ödül, Türk-Amerikan ilişkilerine yaptıkları katkılar nedeniyle daha önceki senelerde Eski ABD Dışişleri Bakanı Alexander Haig, Eski Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Dr. Zbigniew Brzeziskinky, Richard Holbrooke, Atlantic Records kurucusu Ahmet Ertegün, Hikmet Çetin ve iş adamları Mustafa Koç, Akın Öngör, Rıfat Hisarcıklıoğlu gibi kişilere verilmişti.

Türk-Amerikan İş Konseyi (TAIK) bünyesinde gönüllü olarak çeşitli görevler üstlenen Dr. Argüden 2005-6 yıllarında TAIK Başkanlığı görevini de yürütümüştü. Bu calışmaları esnasında gösterdiği “yenilikçi girişimler, sağduyulu yaklaşım ve Türkiye’nin Kuzey Amerika kıtasında tanıtımında gösterdiği üstün liderlik” icin verilen ödül töreninde yaptığı konuşmada, Dr. Argüden “Türk-ABD ilişkilerinin güçlü olması sadece bu iki ülkenin vatandaşları açısından değil, aynı zamanda Orta Doğu’da kalıcı barışın sağlanabilmesi, Orta Asya ülkelerinin ekonomik bağımsızlığı ve Avrupa’nın rekabet gücünü geliştirebilmesi açılarından da büyük öneme haizdir” dedi.

Dr. Argüden, geleceğin 100 Global Lideri arasında

Dr. Yılmaz Argüden, geliştirdiği yaratıcı ve yenilikçi yönetim stratejileri ile tanınan, ARGE Danışmanlık’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor. Deneyimleri özel sektörden, kamu sektörüne ve uluslararası kuruluşlara; sivil toplum örgütlerinden, akademik hayata kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

ARGE Danışmanlık, Avrupa Parlamentosu’nda kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki çalışmaları nedeniyle Geleceği Şekillendiren en iyi üç şirket arasında değerlendirilmiştir ve Küresel İlkeler Anlaşmasını imzalayan ilk Türk şirketidir.

Rothschild yatırım bankasının Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinin yanı sıra yurt içinde ve dışında çeşitli kuruluşların yönetim kurullarında da görev alan Dr. Argüden, deneyimlerini Boğaziçi ve Koç Üniversitelerinde strateji dersi vererek, kitapları ve köşe yazılarıyla paylaşmaktadır. Dr. Argüden, yaşam kalitesini yükseltme konusundaki çalışmaları nedeniyle Dünya Ekonomik Forumu tarafından Geleceğin 100 Global Lideri arasına seçilmişti.

Seçkin Liderlik Ödülü

ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden Uluslararası Endüstri Mühendisliği Birliğinin Seçkin Liderlik Ödülü’nü kazandı.

Uluslararası Endüstri Mühendisleri Birliği (IEOM), verdiği Seçkin Liderlik Ödülü’ne, ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’i layık gördü. Dr. Argüden’e ödülü 10 Mart 2022 akşamı, Birliğin 2022 Konferansının Gala Yemeğinde düzenlenen bir tören ile verildi.

Ödül Töreninde IEOM Başkanı Prof. Dr. Hamid Parsaei “Bu yıl 60’ı aşkın ülkeden 1100’ü aşkın katılım sağlanan bu uluslararası konferans endüstri mühendisliğini bilimsel açıdan ileriye taşıyacak” dedi. Ödül jürisi başkanlığını yapan Emeritus Prof. Dr. Abu Masud’a ve Frederick Taylor Ödülünü kazanan Dr. Adedeji Badiru’ya çalışmaları için teşekkürlerini iletti.

Seçkin Liderlik Ödülünü kazanan Dr. Argüden ise törende yaptığı konuşmada “Endüstri mühendisliğinin yaşam kalitesini geliştirdiğini ve her sektörde verimliliğin, sürekli gelişmenin ve yapay zekâ gibi geleceğin iş alanlarının temeli olduğuna” dikkat çekerek, “Endüstri mühendisliği kariyerine 1977 yılında henüz öğrenciyken başlamış bir kişi olarak bu meslek ödülüne layık görülmekten büyük onur duyduğunu” ifade etti.

Merkezi ABD’nin Michigan Eyaletinde yer alan Uluslararası Endüstri Mühendisleri Birliği, Endüstri Mühendisliği ve Operasyon Yönetimi alanında eleştirel düşüncenin ve bilimsel gelişmenin etkin kullanımını küresel olarak teşvik eden ve dünyada bu alanda etkili olan insanlar arasında iletişim ve ağ kurma araçları sağlayan bir birliktir.

Seçkin Liderlik Ödülü, Uluslararası Endüstri Mühendisleri Birliği tarafından, endüstri mühendisliği alanında akademik yayınları, liderlik başarıları veya teknik kazanımları ile fark yaratan, mesleğe ve topluma uzun ve seçkin katkıları bulunan kişilere veriliyor.

Dr. Argüden Endüstri mühendisliği kariyerine, 1977 yılında henüz Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciyken Koç Holding Ar-Ge Merkezi’nde başladı. 1980 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden birincilik ile mezun olarak doktora için NATO bursuyla ABD’ne giden Dr. Argüden, Stratejik Analizler konusundaki doktorasını RAND Graduate School’dan Üstün Başarı Ödülü ile aldı.

Dr. Argüden, 1991 yılından bu yana geliştirdiği yaratıcı ve yenilikçi yönetim stratejileri ve toplumsal katkılarıyla ile dünyada en iyi tanınan Türk yönetim danışmanlığı şirketi ARGE Danışmanlık’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürüyor.

Ayrıca, Dr. Argüden, Rothschild & Co. yatırım bankasının Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra kariyeri boyunca çeşitli ülkelerde 70’i aşkın şirketin yönetim kurulunda görev almıştır. Deneyimlerini Boğaziçi Üniversitesi’nde, Koç Üniversitesi’nde ve Harp Akademilerinde strateji dersi vererek, kitapları ve köşe yazılarıyla paylaşıyor.

Yönetim Kurulları ve Yönetişim konusundaki çalışmalarıyla dünyada tanınan, kitapları ve makaleleri birçok dilde yayınlanan Dr. Argüden, Business at OECD (BIAC) Yönetişim Komitesi Başkanlığı, IFC Kurumsal Yönetişim Danışma Kurulu üyeliği gibi uluslararası görevler üstleniyor ve Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı’nın Mütevelli Heyet Başkanlığını yapıyor.

11 Mart 2022, İstanbul

Stratejik Liderlik Ödülü

“Kuruluşlara yön vermedeki başarınızın ömür boyu devam etmesini dileriz.”
Ferit Şahenk ve Gen. Brent Scowcroft

Kalite’de Liderlik Ödülü

Dr. Yılmaz Argüden, Association on Employment Practices and Principles’ın 2001 yılında San Francisco’da yapılan genel kuruluna özel konuşmacı olarak davet edildi ve “Kalite’de Liderlik” ödülü aldı.

Association on Employment Practices and Principles (AEPP), etik istihdam uygulamalarını, insan kaynakları yönetimini ve kurumsal ilkeleri eğitim, araştırma ve ağ oluşturma yoluyla geliştirmeyi amaçlayan profesyonel bir organizasyondur. Her yıl düzenlediği genel kurul toplantıları ve konferanslarda çoğunlukla liderlik, kalite yönetimi ve sorumlu iş uygulamalarındaki iyi örnekler ele alınır.

AEPP Genel Kurul Toplantısı 2001 yılında San Francisco’da gerçekleştirildi. Bu toplantıda Dr. Yılmaz Argüden, yönetişim, kalite yönetimi ve etik istihdam uygulamalarına sunduğu katkılar nedeniyle Kalite’de Liderlik Ödülü’ne layık görüldü. Etkinlikte, AEPP’nin sorumlu istihdam ilkelerine odaklanmasıyla uyumlu biçimde liderlik ve kurumsal mükemmellik temaları öne çıkarıldı.

Dr. Yılmaz Argüden; yönetişim alanında öne çıkan bir isim, yazar ve Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Yönetim Kurulu Başkanı olarak, San Francisco’da düzenlenen AEPP Genel Kurul Toplantısı’na ana konuşmacı olarak davet edildi. Toplantı sırasında kendisine, kamu ve özel sektörde kalite yönetimi, yönetişim ve liderlik alanlarında yaptığı çalışmaların takdiri olarak Kalite’de Liderlik Ödülü verildi.

Türkiye’ye “Kalite’yi” Getiren
Toplumsal Öncü

Dr. Argüden, Türkiye’ye kaliteyi getirme tutkusuyla toplumsal öncü olarak görülüyor.

Birileri “Kalite” İşini Omuzladı Gidiyor

Toplumsal öncüler bazen çok önemlidir. Onlar toplumları motive ederler, uzun süre yalnız da olsalar mücadeleyi sürdürürler bazen başarısız olsalar da çoğu zaman başarırlar. Atatürk bir toplumsal öncüdür. Ve hiçbir toplumsal öncü ile mukayese edilmeyecek kadar önemli işler yapmıştır.

Eleştirilen yönleri bulunsa da Turgut Özal bir toplumsal öncüdür. Tartışılır başka örnekler de verilebilir. Atatürk gibi tartışılmaz toplumsal öncüler zor çıkar.  Türkiye’de kalitenin gelişmesi için çalışıp didinen insanlara da toplumsal öncü misyonu yüklenebilir.

Bunların arasında Yılmaz Argüden isimli biri vardır ki yıllardır hayatın her alanında kalitenin yükselmesi için çırpınır durur. Hatta bu işlere başladığında yakın çevresinden çoğu insan yaptığının bir “kendini tatmin işi” olduğunu bile söylemişlerdi.

Oysa O direndi. Ve Türkiye’de hayatın her alanında kaliteyi tartışılır hale getirdi.

Argüden ve arkadaşları siyasette, iş dünyasında kaliteyi tartışmaya açtılar. Son dönemde bu olay yavaş yavaş toplumsal bir özellik taşıyor. Özellikle bu yıl KOBİ’ler için yeni bir kalite ödülünün konulması fikri işin  toplumsallığını daha da canlandıracaktır.

Argüden ve arkadaşlarının ülke çapında başlattıkları “Ulusal Kalite Hareketi”ne herkesin bir katkı vermesi, daha iyi bir gelecek için şarttır.

21.12.1998

Toplumsal Katkıları ile
Örnek ve Öncü

Milliyet Gazetesi, 6 Şubat 2005

Stratejik Bakışı ile
Dünyaya Ufuk Açıyor

Fikirleri ve Liderliği ile
Yaşama Kalite Katıyor